May 24, 2014

[Blog Tur] İdhun Günlükleri Direniş - Laura Gallego Garcia | Alıntılar


Orijinal Adı: La Resistancia (Memorias de Idhún, #1)
Türkçe Adı: Direniş (İdhun Günlükleri, #1)
Yazar: Laura Gallego Garcia (İspanya)
Sayfa Sayısı: 527
Yayınevi: Pegasus Yayınları (2014)
Türü: Genç yetişkin, fantastik
Değerlendirmem: %86 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... her karakteri hayatımdan gelmiş geçmiş biriyle eşleştirebildim.

NEDEN BU KİTAP?
Oburlukta sınır tanımıyoruz da ondan.

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Üç ay ve üç güneşin diyarı İdhun'da, karanlık büyücü Ashran hâkimiyeti ele geçirir.Yaşadıkları dünyadan kaçan bir savaşçı ile büyücü, yeryüzünde yaşayan Jack ve Victoria'yı da aralarına alarak Direniş'i kurar. Amaçları kanatlı yılanların hâkimiyetini sona erdirmektir ama Ashran'ın bu iş için özel olarak görevlendirdiği genç ve acımasız katil Kirtash buna izin vermemeye kararlıdır.

DEĞERLENDİRMEM:
En son okuduğum fantastik kitapla bu kitap arasında farklı türlerde bir sürü kitap okuyunca sevdiğim ve özlediğim bu türe geri dönmek bir başka güzeldi bu sefer. Çok olumlu fikirlerle başladım kitaba. Kitabın ciltli, şömizli olması gibi verdiği yan hazlar da vardı elbette ama bu kitap bitirdiğimde her yönüyle çok özel bir kitap oldu benim için.

Kitabın üç karakterini de yaşamımda birileriyle eşleştirebildim. Burada özel hayatımdan detaylar vermeyeceğim elbette. Kanatlı yılanlar, ejderhalar, tek boynuzlu atlar falan da yok benim dünyamda ama karakterlerin yaşadıklarını kendi yaşamımdan olaylarla ilişkilendirince hem Victoria-Jack-Kirtash arasında neler yaşanacak diye merak edip durdum romanı okuma sürem boyunca, hem de tüm bunların fantastik bir ortamda yaşanmasından, büyülü karakterlerden, gizemli dünyalardan inanılmaz bir keyif aldım. Yalnız özünde sanırım bu romanı fantastik kurgu okurmuş gibi değil de aşk romanı okurmuş gibi okudum ki emin olun fantastik öğeler her daim ön planda. Yani tuhaflık bende.

İki dünya arası gidip gelen kitaplara ayrı bir sempatim var. Direniş'te de olayların bir kısmı Dünya'da, bir kısmı ise İdhun'da geçiyor. Hatta bu kitapta iki farklı diyara ek bir de Limbadh diye de bir yer var ki burası ne Dünya'da ne İdhun'da yer alıyor; arada kalmış, sürekli gecenin yaşandığı ve ayrı bir ruha sahip bir başka diyar. Ruh derken mekanın, Limbadh'ın ruhundan bahsediyorum ki bu fikri başlı başına enteresan buldum.

Yaşantımdan bir kişilerle, olaylarla ilişkilendirebileceğim bu kadar çok öğeyi barındıran bu fantastik kurgu serisinin devamını merakla beklediğimi tahmin edersiniz herhalde. Üç ana karakterin (Victoria, Jack ve Kirtash) başına neler geleceğini ve serinin devam kitabında yaşanacakları yine kendi hayatımla eşleştirip eşleştiremeyeceğim ise benim için büyük bir merak konusu.

Gelelim kitaptan yaptığımız alıntılara. (Yukarıda kitabı aşk romanı gibi okuduğumu söylemiştim. Sanırım bu biraz alıntılara da yansıdı :)

ALINTILAR

"Ejderhalar. Devasa, muhteşem, korkutucu ve çok güzeldiler. Sadece efsanelerde ve halk hikayelerinde var olan mitolojik yaratıklar. Jack oldukça etkilenmişti. Onları takip etmek istedi ama gitmişlerdi bile. Günün ilk ışıklarına doğru uzaklaşmalarını sakince seyretmeye karar verdi ama önünde uçan ejderhalar durmuştu. Jack bir şeylerin yolunda gitmediğini anladı."
Jack sf. 38

"Kirtash'ın buz kesmiş ölümcül gözleri".
Jack gözlerini o bakışlardan ayırmadan bir adım geri attı. O korkunç his onu bir defa daha sarıyordu.
"Soğuk"
Jack sf. 104

"Kirtash gülümsedi.
Biz madeni bir paranın iki yüzü gibiyiz, Victoria. Birbirimizi tamamlıyoruz. Ben varım, çünkü sen varsın. Aynısı bunun tersi için de geçerli."
Kirtash sf 222

"Birisi büyüyle arasına girmiş, Elrion'un büyüsü ile Kirtash'ın büyüsü Victoria'yı korumak için karanlığın içinden çıkan bu beden üzerinde karşılaşmış, sonucunda rengarenk bir patlama oluşturmuştu. Patlama korkunçtu ama renkleri göz kamaştırıyordu. Tıpkı bir yıldızın ölümü gibiydi."
Sf. 225

"İkisi de karşılaştıklarında birbirlerine ne söyleyeceklerini defalarca hayal etmişti ama karşı karşıya geldikleri o anda ikisinin de zihni boş birer kağıt gibiydi."
Sf. 269

"Ne konuşmak istiyorsun?" diye sordu.
Ama cevap onu afallattı.
"Seni"
Kirtash gözlerinin içine bakınca genç kızın içi ürperdi.
"Anlamıyorum" dedi genç kız.  "Benden ne istiyorsun?"
"Emin değilim" diye itiraf etti. "Belki seni anlamak, seni tanımak. Belki...seni bir daha görmemek. Anlamaya çalışıyorum"
Kirtash- Victoria sf 320

"Bunu bana neden yapıyorsun?" diye fısıldadı. "Bu doğru değil."
"Hayat doğru değil."
Kirtash-Victoria sf. 324

"Victoria Jack'in kulağına, "Sana yalvarırım," diye fısıldadı.. "Sana yalvarırım Jack, benden nefret etme..."
"Nasıl?..." diye cevapladı Jack şaşkındı. "Senden nefret etmek mi? Ama ben..."
Victoria- Jack sf 336

"Seni çok düşündüm" diye cevapladı, "seni öldürebileceğim ama öldüremediğim o geceden beri. Seni öldürmem gereken o geceden beri. Ama sana her baktığımda sadece seni korumak istiyorum, Victoria." Christian sf. 355

"Sana ne teklif ettiğimi mi soruyorsun?" dedi yüzünde hafif bir gülümsemeyle. "Her zaman yanında olmayacağım. Daima varlığına güvenebileceğin bir arkadaşın olmayacağım. Ben hep yalnız birisi oldum ama sana göz kulak olacağım. Ve gerekirse seni hayatım pahasına koruyacağım. Sadece bir duygu yüzünden."
Sf. 356. Kirtash

"Sana... seni tüm ruhumla sevdiğimi, seni kaybetmek istemediğimi, seni mutlu etmek için her şeyi feda edebileceğimi söylemek için yüzlerce fırsatım oldu. Oysa bunları ancak sen başka birine aşıkken ve kalbin kırıkken söyleme cesareti bulabiliyorum."
Jack | Sayfa 372

21 - 24 Mayıs Tur Programı

21 Mayıs | raflarinarasindan.blogspot.com - Ön Okuma
21 Mayıs | mirielenda.blogspot.com - Kitap Yorumu
22 Mayıs | segesegese.blogspot.com - Yazar Tanıtımı
22 Mayıs | kutsalyorumcu.blogspot.com - Kitap Yorumu
23 Mayıs | sssuigenerisss.blogspot.com - Kitap Kapakları
23 Mayıs | sohbetedecekkimseyok.blogspot.com - Kitap Yorumu
24 Mayıs | thcodex.blogspot.com - Kitap Yorumu
24 Mayıs | pinucciasbooks.blogspot.com - Alıntılar

Bu güzel tur için Pegasus Yayınları'na tekrar çok teşekkürler. Gerek yorumum gerek alıntılar ile bu kitabı merak ettiyseniz facebook sayfamızda hala devam eden bir yarışmamız var. Hemen ona katılmanızı öneririm. Facebook sayfamıza buradan ulaşabilirsiniz :) 

May 22, 2014

Beş Sevim Apartmanı | Mine Söğüt

Kitabın Adı: Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
Yazar: Mine Söğüt
Sayfa Sayısı: 127
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Değerlendirmem: %91 - Harikulade
Ben bu kitabı okurken...: ... inanılmaz eğlendim.

NEDEN BU KİTAP?
2014 yılı başında şimdiye kadar hiç kitabını okumadığım sekiz yazar belirledim: Gündüz Vassaf, Mine Söğüt, Diana Gabaldon, Selim İleri, Stephen King, Tezer Özlü, Füruzan ve Mehmet Eroğlu. Yazar Ayları'nda Mine Söğüt kitapları okunması seçilince de bu kitapla baş başa buldum kendimi. (Bu arada diğer yedi yazardan henüz kitap okumadım. Yılın kalan yedi ayında her ay birini keşfetsem iyi olacak sanırım).

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler aleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi aleminden gelenler, orada beş garip hikaye yazdılar... yazdılar... yazdılar.

Pardon, altı hikaye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.

DEĞERLENDİRMEM:
Ben bu kitabı gördüğüm an seveceğimi biliyordum. Okurken korkabileceğimi söyleyen arkadaşlarım olmuştu ve açıkçası ben de korkabileceğimi düşünmüştüm. En basit efektlerde bile yüreği hoplayan ben bu kitapta korkmak ne kelime inanılmaz eğlendim. Keşke Beş Sevim Apartmanı değil de Yüz Sevim Apartmanı olsa, kitap hiç bitmese istedim. Apartmandaki her bir karakteri ve tabii ki Doktor Samimi'yi ayrı ayrı sevdim. Hani "En çok kimi sevdin?" diye sorsanız, seçemem yani. Hepsi güzel. Kurgu ise şahane. Üç beş sene sonra tekrar okumak isteyeceğim kitaplardan.

Elimde şu an yazarın Deli Kadın Hikayeleri isimli kitabı da var. Onu da çok seveceğimi düşünüyorum ama hemen okumayacağım. Deli Kadın Hikayeleri'ni de aynı hissiyatla okursam Mine Söğüt'ün tüm külliyatını toplarım sanırım. Tipini, tarzını, kalemini sevdiğim Mine Söğüt, sen hep böyle yaz, biz hep böyle okuyalım, eğlenelim.

Jan 19, 2014

[Blog Tur] Steelheart - Brandon Sanderson | Tanıtım Videoları


Orijinal Adı: Steelheart (Reckoners, #1)
Türkçe Adı: Steelheart (Reckoners, #1)
Yazar: Brandon Sanderson (ABD)
Sayfa Sayısı: 467
Yayınevi: DEX Kitap (2014)
Türü: Fantastik Kurgu, Genç Yetişkin
Değerlendirmem: %86 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... Ankara Kitap Fuarı'nda sahafları talan ediyorduk SeGe ile birlikte :)

NEDEN BU KİTAP?
Oburolojidir nedeni.

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Dünyanın üstüne çöken felaketin gökyüzünde belirmesinin üzerinden on yıl geçmişti. Sıradan insanlar değişmeye başlamış, süper kahramanları andıran Epiklere dönüşmüşlerdi. Ama Epikler halkın dostu değildiler. O muhteşem yeteneklerini, güç için kullanıp insanları sömürüyorlardı.

Kimse Epiklerle savaşamazdı… Asiler hariç. Asiler bir grup sıradan insandı ve hayatlarını Epiklerin zayıf noktalarını bulup onları yok etmeye adamışlardı. David Asilere katılmak istiyordu. Çünkü Steelheart'ı istiyordu: yıllar önce babasını öldüren yenilmez Epik'i. Bunu uzun zamandır beklemiş, planlar yapmış, dünya üzerindeki tüm Epiklerle ilgili bilgi toplamıştı.

Şimdi harekete geçme zamanıydı. İntikam zamanı...

DEĞERLENDİRMEM:
Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar isimli, okunması bir hayli güç kitabının üzerine bu kitabı okumaya başlamıştım. O açıdan bakıldığında dili, kurgusu başlarda çok hafif geldi kitabın ama ilk 100 sayfadan sonra bir silkelenip kendime geldim. Ucundan kıyısından karşılaştırılabilir değildi iki kitap ama ekonomistler, istatistikçiler bilir "birim kök" diye bir istatistiki mesele vardır. Bence "birim kök" kitaplardan ne kadar tat aldığımıza da uygulanabilecek bir konu. Özetle, bir kitaptan önce okuduğunuz son kitabı ne kadar çok sevdiğinizin veya sevmediğinizin o an okumakta olduğunuz kitabı beğenmenizde doğrudan belirleyici bir parametre olduğunu düşünüyorum. Neyse bilimsel tartışmaları bir kenara bırakıp kitap yorumuma döneyim ben.

Süper kahramanlar o kadar çok kitapta ve filmde yer aldı ki başlarda biraz rahatsız oldum Epiklerden. Yine aynı hikaye moduna girdim kitabın ilk yarısında ama Sanderson'un Epikler, Asiler ve bizler gibi sıradan insanlardan oluşturduğu bu distopik evren kendine has, kitabı kendi türündeki diğer kitaplardan ayrıştıran bir çok öğe barındırıyordu. Pek çok süper kahraman romanında olduğu gibi Sanderson'ın süper kahramanları, Epikler insanoğlunun iyiliği için çalışmıyordu. Tamam arada iyiler yani Asiler vardı ama Epikler'in bencil, istilacı, acımasız ve karanlık tarafları kitabın en çok hoşuma giden tarafı oldu. "Büyük güç büyük sorumluluk gerektirir" klişesinden uzaklaşarak gücün verdiği hazzın karanlık tarafını okuyucuya aktarmada Sanderson süper bir iş çıkarmıştı.

Başta David olmak üzere kitaptaki tüm karakterler, tadında bırakılmış betimlemeler ve çeşitli kurgusal olaylar aracılığıyla okuyucuya aktarılmıştı. Bu açıdan bakıldığında Sanderson'ın Epik ve Asi karakterleri yaratırken epey eğlendiğini düşünüyorum. Benim en sevdiğim karakter Prof oldu. Karanlığın ve soğuğun hakim olduğu bu yeni Chicago'da (Sanderson'ın deyimiyle Newcago - Bu arada bana biraz zorlama bir isim gibi geldi Newcago ismi) bazı insanların ve hatta Asilerin inançlarını koruması ve çok tadında bırakılarak araya serpiştirilmiş dini öğeler de kurguda şık durmuştu.

Kitabın kapağı o kadar şahane olmuş ki. Orijinal kapaklardan birini kullandıkları için DEX'e buradan kocaman teşekkürler. Ancak, kitabın orijinalini okuyanlar veya dinleyenler yorumlarında hep Sanderson'ın anlatım dilinin kusursuzluğundan bahsetmişler. İş kitabın Türkçesini okumaya geldiğinde çevirinin biraz aceleye geldiğini veya redaksiyon konusuna gereken titizliğin gösterilmediğini belirtmeden geçemeyeceğim.

Filmini çekmek veya bilgisayar oyununu yaratmak isteyenler için bolca malzeme sunan bu güzel kitabın tanıtım videolarıyla sizi baş başa bırakıyorum.

ABD:

İNGİLTERE:

TÜRKİYE:


13- 19 Ocak Tur Programı

13 Ocak | thcodex.blogspot.com | Kitap Yorumu - Çekiliş
14 Ocak | kutsalyorumcu.blogspot.com | Kitap Yorumu - Ön Okuma
15 Ocak | mirielenda.blogspot.com | Kitap Yorumu - Bunları Biliyor musunuz?
16 Ocak | sssuigenerisss.blogspot.com | Kitap Yorumu
17 Ocak | raflarinarasindan.blogspot.com | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı
18 Ocak | segesegese.blogspot.com | Kitap Yorumu - Alıntılar
19 Ocak | pinucciasbooks.blogspot.com | Kitap Yorumu - Tanıtım Videoları

Nov 13, 2013

[Blog Tur] Yolun Sonundaki Okyanus - Neil Gaiman | Yazar Tanıtımı


Orijinal Adı: The Ocean at the End of the Lane
Kitabın Adı: Yolun Sonundaki Okyanus
Yazar: Neil Gaiman (İngiltere)
Sayfa Sayısı: 177
Yayınevi: İthaki Yayınları (2013)
Türü: Fantastik kurgu
Değerlendirmem: %87 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... zaman nasıl geçti anlamadım. Bir baktım kitap bitmiş.

NEDEN BU KİTAP?
#kitapoburu

ARKA KAPAK YAZISI:
Hikâye, kahramanımızın çocukluğuna dönmesi ve evinin yanındaki gölün aslında bir okyanus olduğunu iddia eden Lettie Hempstock’a dair anılarının canlanmasıyla başlıyor. Bu andan sonra; küçük bir çocuğun fazlasıyla ürkütücü, garip ve tehlikelerle dolu geçmişine doğru bir kapı açılıyor. Artık, yolun sonunda neyle karşılaşacağını kahramanımız da bilmiyor…

DEĞERLENDİRMEM:
Öncelikle belirteyim ki Neil Gaiman "Sabah kalktım, yüzümü yıkadım" dese "Adam bir başka diyor" der ben beğenirim herhalde. Bu nedenle bu kitaba başlarken kitabı seveceğimden emin olarak okumaya başladım. Severek devam ettim, severek bitirdim. Neilciğim bir kere daha beni yanıltmadı, kendi hayal gücünün tüm ince detaylarını kullanarak büyükler için bir masal daha anlatmış oldu. Benim içimdeki çocuk hep aktif olduğundan, kimi zaman yetişkin vasıflarımın üzerini örtecek kadar baskın gelebildiğinden bu tür kitapları fazlasıyla seviyorum. Neil Gaiman da zaten benim için tüm zamanların en iyi yazarlarından biri olduğundan her şeyiyle beni fazlasıyla saran bir roman(cık) oldu bu roman(cık).

Romanı çok fazla ara vermeden okuyabilmem sayesinde yolun sonundaki okyanusun içindeydim bir ara. Zaten bu romanın tadını çıkarmak istiyorsanız bir veya en fazla iki oturuşta okumanızı öneririm. Diğer türlü büyüsü bozulabilir. Neil Gaiman'ın şimdiye kadar okuduğum romanları arasında en iyi olduğunu düşündüğüm yapıtı değil bu yapıt ama her kütüphanede yer almalı. Neil Gaiman okunmalı, okutturulmalı :)

NEIL GAIMAN HAKKINDA:
10 Kasım 1960 tarihinde İngiltere'nin Portchester kasabasında doğan Neil Gaiman çizgi romanlardan (The Sandman) çocuk kitaplarına (Coraline), genç yetişkin edebiyatından (Anansi Çocukları) yetişkin edebiyatına (Amerikan Tanrıları) her türde eserler veren günümüzün kalemi en güçlü, hayalgücü en zengin, ödülü en bol yazarlarından olup vaktinin ciddi bir kısmını da okumaya adayan bir şahsiyettir. 53 senelik ahir ömründe Hugo, Nebula ve Bram Stoker ödüllerini kazanan Neil Gaiman'ın bu ödülleri çeşitli dallarda birden fazla defa kazanması sevenlerini gelecekte yazacağı romanları düşündüklerinde şimdiden heyecanlandırmaktadır.

1980'li yıllarda gazetecilikle (röportajlar ve kitap yorumları) geçinen Gaiman 1990'lı yıllara gelindiğinde tam zamanlı yazarlık yapmaya başlamış ve gazetecilik yaptığı dönemde kurduğu bağlantılar sayesinde kitaplarını (daha doğrusu çizgi romanları) yayınlatmayı başarmıştır. 1996'da BBC için yazdığı mini TV dizisi Yokyer'i romanlaştırmasıyla ilk romanını yazmıştır. Yokyer'i 1999'da Yıldzı Tozu, 2001'de Amerikan Tanrıları, 2005'de Anansi Çocukları, 2008'de Mezarlık Kitabı izlemiştir.

Neil Gaiman kendi kitaplarını sesli kitaba çeviren bir yazardır ve kendi kitaplarından bölümler okuduğu çeşit çeşit etkinliğe katılan sosyal bir kişiliktir. İşte size Neil Gaiman'dan Coraline'ın ilk bölümü:



10-16 KASIM TUR PROGRAMI

10 Kasım: segesegese.blogspot.com | Kitap Yorumu - Çekiliş
11 Kasım: raflarinarasindan.blogspot.com | Kitap Yorumu - Ön Okuma
12 Kasım: sssuigenerisss.blogspot.com | Kitap Yorumu  -  Bunları Biliyor musunuz?
13 Kasım: kutsalyorumcu.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Alıntılar
14 Kasım: pinucciasbooks.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı
15 Kasım: thcodex.blogspot.com | Kitap Yorumu
16 Kasım: mirielenda.blogspot.com | Kitap Yorumu - Kitap Kapakları

Nov 2, 2013

[Blog Tur] Yağmurdan Kaçmayanların Şarkısı - Melda Uytun | Ön Okuma


Kitabın Adı: Yağmurdan Kaçmayanların Şarkısı
Yazar: Melda Uytun (Türkiye)
Sayfa Sayısı: 143
Yayınevi: Potkal Kitap (2013)
Türü: Fantastik kurgu
Değerlendirmem: %83 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... işte her akşam mesaideydim.

NEDEN BU KİTAP?
#kitapoburu

ARKA KAPAK YAZISI:
Hayallerinizle kurduğunuz bir dünyada tek başına yaşamak ile hepimizin birlikte kurduğu bir hayalle şekillenmiş dünyada yaşamak arasında sıkışıp kalsaydık ne olurdu? İnsan hayalinde yalnızlığı değil "hayal" arkadaşını arar. Bir ortak düşe onları da çağırır, çağırmak ister. İşte bunun için hep birlikte bir sinema salonunda korkudan titrer, sevinçten güler, ıstıraptan ağlarız. İşte bunun için bir tiyatro sahnesinde oyuncunun bir tek repliği bizi günlerce güldürür. İşte bunun için kitaplar okur ve o kitapları yazarız. Ortak bir hayale çağrı için...

DEĞERLENDİRMEM:
Yağmurdan Kaçmayanların Şarkısı genç ve bence umut vaat eden yazarlarımızdan Melda Uytun'un ilk (ve sanırım şimdilik tek) romanı. Her ne kadar kitabın kapağı ben de" romantizm veya aşk acısı veya ızdırap temalı bir roman bu herhalde" fikrini yarattıysa da bu kitap dolu dolu bir fantastik kurgu: Fantastik bir dünya deseniz var, doğaüstü güçler deseniz var, garip garip yaratıklar deseniz var, ejderhası bile var.

Kitabı başından sonuna ilgiyle okudum. Sonlara doğru bir yerde beni hayal kırıklığına uğratacak bir kurgu çıkar mı diye tereddüt ettim ama korktuğum başıma gelmedi ve Melda Uytun da aynı Ambrosia Laneti'nin yazarı Mustafa Resul Yalçınkaya (yorumum için buraya lütfen) gibi ikinci kitabı konusuna bakılmaksızın alınacak yazarlar arasına girdi.

Romanın referansladığı şarkılar, diziler, kitaplar bana öylesine hitap ediyordu ki romandaki karakterlerin bazılarını hayatımdan gelip geçmiş bazı insanlara çok yakın buldum. Bu roman aslında oldukça kısa ama bir o kadar da dolu dolu bir roman. Yazar romanı bu kadar kısa tutarken zaman ve mekan betimlemelerine girmekten, karakter derinliğine inmekten çekinmiş gibi geldi bana. Tabii bu bir ilk roman olduğundan romanı uzatırken kurguyu bozma riski almak istememiş olabilir yazar.

Ülkemizde kitap çıkarmak, yazar olmak kolay değil. Aradığınız desteği bulmak tahminlerinizin ötesinde zor. İyi bir editör bulmak için tıkır tıkır çalışan bağlantılar bulmanız veya para dökmeniz gerekiyor. Ben de bu nedenle mümkün olduğunca özellikle sevdiğim türler olan bilim kurgu ve fantastik kurgu türlerinde yazan yeni Türk yazarlara zaman ve blogumda yer ayırmaya çalışıyorum. M.R. Yalçınkaya ve Korkut Aldemir'den sonra Melda Uytun da bu gruba girdi.

Romanın en anlamlandıramadığım kısmı biraz ismi, daha çok da kapağı oldu. Kitabın adı "Yağmurdan Kaçmayanların Şarkısı" iken kapaktaki kız niye yağmura karşı şemsiye tutuyor ki? Neden ıslanmıyor? İsim de romanın konusunun ve kurgusunun yanında zayıf kalmış. Açıkçası ben bu kitabı herhangi bir kitapçının fantastik kurgu bölümünde görsem ismi de kapağı da (hatta arka kapak yazısı da) ilgimi çekmezdi. Hayatta alıp okumazdım ama iyi ki blog turunu yapıyoruz diyorum şu an ve fantastik kurgu severlere bu kitabı şiddetle öneriyorum ve sizleri tadımlık bir ön okumayla baş başa bırakıyorum.
1-7 KASIM TUR PROGRAMI

1 Kasım - raflarinarasindan.blogspot.com | Çekiliş
2 Kasım - pinucciasbooks.blogspot.com | Ön Okuma
3 Kasım - mirielenda.blogspot.com | Bunları Biliyor musunuz?
4 Kasım - sohbetedecekkimseyok.blogspot.com | Yazarla Söyleşi
5 Kasım - sssuigenerisss.blogspot.com  | Yazar Tanıtımı
6 Kasım - thcodex.blogspot.com | Alıntılar

Oct 30, 2013

Ankara'da Soğuk Gece | Korkut Aldemir

Orijinal Adı: Ankara'da Soğuk Gece
Yazar: Korkut Aldemir (Türkiye)
Sayfa Sayısı: 340
Yayınevi: Laika Yayınları (2010)
Türü: Fantastik Kurgu
Değerlendirmem: %66 - İyi
Ben bu kitabı okurken...: ... Türk fantastik kurgu edebiyatına önem vermediğim için kendimi çok yargıladım.

NEDEN BU KİTAP?
Bu kitabı Yaz Okuma Şenliği kapsamında esas mesleği yazarlık olmayan bir yazar tarafından yazılmış kitap kategorisinde okumayı hedeflemiştim. Yazar Korku Aldemir aslında Ankara'da diş hekimliği yapıyor. Şenlik kapsamında okumayı yetiştiremedim ama...

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Tüm yaz, yıkıcı Anadolu sıcağının taarruzlarını atlattıktan sonra, bu seferde çimentosuna kadar dondurmaya niyetli Ankara’nın sert soğuğuna maruz kalan; Tandoğan’da, cadde üstünde bir apartman.

DEĞERLENDİRMEM:
Ankara'da Soğuk Gece, Korkut Aldemir'in ilk romanı. Ankara'da yaşadığım için ismiyle ve Kayıp Rıhtım'da tanıtıldığı için türüyle ilgimi çekmiş ve kitapla yollarımız bu şekilde kesişmişti. Kitabın türünün fantastik kurgu olmasına karşın bu kitapta devler, ejderhalar, elfler, cüceler vb. yok. Olaylar günümüz Ankara'sında bir grup FRP tarzı fantastik oyun severin yeni oynamaya başladıkları bir oyun sırasında gerçek ile fantastik dünya arasında geçişen bir dizi fantastik olayla başlıyor ve tüm kurgu bu eksende devam ediyor. Bu nedenle kitabın FRP severlerin daha çok ilgisini çekeceğini düşünüyorum.

Ankara'da Soğuk Gece macera ve aksiyon içeren bir roman olmasına karşın romanın merkezine yerleştirilmeye çalışılan iyi ve kötü arasındaki savaşın anlatımında, karakter betimlemesinde yeterli derinlik yoktu. Özellikle üç ana kahraman karakter olan Cem, Gökhan ve Devor'u daha yakından tanıyabilmeyi isterdim. Ancak, yazarların ilk romanlarına yorum yazarken çok da acımasız olmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle yazarın ikinci romanı olan Ankara'da Puslu Sabah da okunacaklar listem arasında yerini aldı.

Romanda en sevdiğim unsur türünün fantastik kurgu olmasına rağmen olayların fantastik diyarlar da değil de bildiğimiz Ankara'da geçmesi oldu. Bazı okurların zorlama buldukları bu zaman/mekan tercihi benim tarafımda hoşnutlukla karşılandı.

Fantastik kurgu seven kitap kurtları; bu kitap ilginizi çeker mi veya beğenir misiniz bilemiyorum ama bu türde eser veren Türk yazarların artmasını, kendilerini geliştirmelerini bekliyorsak bizlere düşen de onların kitaplarına bir şans vermek. Çok yakında bir başka Türk fantastik kurgu yazarının yorumuyla görüşmek üzere hepinize keyifli okumalar...

Aug 29, 2013

Yıldız Tozu | Neil Gaiman

Orijinal Adı: Stardust
Türkçe Adı: Yıldız Tozu
Yazar: Neil Gaiman (İngiltere)
Sayfa Sayısı: 304
Yayınevi: İthaki Yayınları (2000)
Türü: Genç yetişkin, fantastik (hatta masalımsı)
Değerlendirmem: %87 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... sol elim alçıdaydı.

NEDEN BU KİTAP?
Gönül hep Neil Gaiman okumak ister, Yazar Ayları bahane :)

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Kraliçe Victoria devrinin şafağında, Perili Ülke ile kendisini ayıran taş duvardan adını alan Duvar Köyü'nde yaşam olanca sakinliğiyle akmaktadır... Her dokuz yılda bir Perili Ülke'de bir panayır düzenlenir ve bu zamanın dışında duvardaki tek delikten geçmek kesinlikle yasaktır. Duvar Köyü'ndeki genç Tristran Thorn, gerçek aşkı Victoria Forester'da bulduğuna kesinlikle emindir. Oysa Victoria ulaşılmaz biridir, bir ekim akşamı gökyüzünde kaydığını gördükleri yıldız kadar uzak... Victoria'nın kalbini kazanmak uğruna Tristran kaymış yıldızı bulacağına ve sevdiği kıza getireceğine yemin eder. Bu yemin Tristran'ı duvarın öte yanındaki Perili Ülke'ye, hayal bile edemeyeceği tuhaflıklar, en sinsi düşmanlar, yolu üzerinde beklenmedik dostlar ve umulmadık hazineler barındıran bir diyara yöneltecek. Oraya mum ışığında varmak, yolda Gönlünün Muradı'nı bulmak ve yüreğindeki gerçeği keşfetmek de Tristran'ın ödülü olacak...

DEĞERLENDİRMEM:
Neil Gaiman'ın yazıp da benim beğenmeyeceğim herhangi bir yazı var mı acaba? Okuduğum her Gaiman kitabından, öyküsünden sonra "Allah bu adama uzun ömür versin, bol bol yazsın, çizsin, okusun" diyorum. Yazdığı kitapların tamamını da okumadım ama bitecek diye okumuyorum valla. Bu endişemi bertaraf etmek için okuduğum kitapların orijinallerini de alıp okumaya karar verdim.

Hatta bu kitabı okumadan önce yine Neil Gaiman takıntım paralelinde kendime doğumgünü hediyesi olarak yanda resmini gördüğünüz hediyeyi aldım. O da ne ki derseniz? 15 Ekim 2013'te Neil Gaiman Londra'da "Fortunately, the Milk" adlı kitabını okuyacak. Kitap imzalamayacak ama daha önceden imzaladığı kitapları satılacak. 15 Ekim Kurban Bayramı'nın ilk günü. Biz o zaman nerede oluruz hiçbir fikrim yok. Çok küçük bir olasılıkla eşimin iş için gitme ihtimali var ve küçük olasılıkla benim ona eşlik etme ihtimalim var. Ama ne yapayım? Biletler makul bir fiyatla tam da evde geçirmek zorunda kaldığım doğumgünümde satışa çıktı. Ben de günümüzün Jules Verne'i olarak kabul ettiğim "Neil Gaiman'ı görme, dinleme ihtimalimi sevdim" ve alıverdim biletimi. Bir umut işte...

Bu yazyıyı buraya kadar okuyup "Bu nasıl değerlendirme?" diyenler için kısa bir not: Benden tarafsız bir Neil Gaiman yorumu beklemeyin. Adam ne yazsa seviyorum. Yıldız Tozu da harika, güzel, mükemmel bir masalımsı fantastik kurgu. Tabii ki okuyun, okutturun...

Aug 25, 2013

[Blog Tur] Ölmem Gerekirse - Amy Plum | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: If I Should Die (Revenants, #3)
Türkçe Adı: Ölmem Gerekirse (Geri Dönenler, #3)
Yazar: Amy Plum (ABD)
Çevirmen: Esra Çakıruylası
Sayfa Sayısı: 408
Yayınevi: Akılçelen Kitaplar
Türü: Genç yetişkin, fantastik, romantik
Değerlendirmem: %64 - İyi
Ben bu kitabı okurken...: ... alçılı elimle çeşit çeşit zor anlar yaşadım.

NEDEN BU KİTAP?
Üç nedeni var: Serinin ilk iki kitabını okumam, ikinci kitap ilkinden iyi olduğundan bunun da ikinci kitaptan iyi olacağı yönündeki beklentim ve yukarıdaki şahane logomuzdan da görebileceğiniz gibi Kitap Oburları olarak Akılçelen Kitaplar sponsorluğunda bu kitabın turunu yapmamız.

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Vincent beni bulmak için pek çok hayat boyunca beklemişti, ancak ortak geleceğimize dair hayallerimiz bir anda paramparça oldu. İkimizin de "arkadaş" olarak tanımladığımız biri ona ihanet etti ve ben de Vincent'i kaybetmiş oldum.
Şimdi düşmanımız Fransa'nın ölümsüzlerini hâkimiyeti altına almaya son derece kararlı ve istediklerini elde etmek için bir savaş başlatmaktan da kaçınmayacaklar.

DEĞERLENDİRMEM:
Bu serinin ilk kitabı beni çok sarmamıştı ama kolay, hızlıca okunabilir bir kitap olduğundan okuyuvermiştim. Yorumuma buradan ulaşabilirsiniz. İkinci kitap ilkinden açık ara daha iyiydi. Hatta tur kapsamında Gizem'in blogunda yer alan "Bunları Biliyor musunuz?" kısmında yazarın ikinci kitabı yazarken çok zorlandığını okuyunca çok şaşırdım ve hatta ilk kitapta da zorlansaydı belki daha etkileyici bir başlangıç olurdu diye düşündüm. İkinci kitabın yorumuna da buradan ulaşabilirsiniz. Gelelim serinin son kitabı olan Ölmem Gerekirse'ye.

Serinin sonunun nereye gideceği başından belliydi. Final kurgusunda iki beklentim vardı. Biri gerçekleşti, diğeri olmadı neyse ki. Olsaydı 2 puanı ancak verirdim kitaba herhalde. Tüm serinin özel bir gönül bağım olan Paris'te geçmesi diğer kitaplarda da bahsettiğim gibi bu seride bir miktar pozitif ayrımcılık yapmama neden oldu. Son kitapta sık sık "Bir iş güç çıksa da Paris'e gitsem" diye hayal kurup durdum.

Kitabın ikinci yarısında detaylı bir şekilde anlatılan iyiler ve kötüler arasındaki savaşta daha sert sonuçlar beklerdim. Göstermelik bir zayiatla iyiler kazanınca sonlarda içim şişti azıcık ama doğru bir zaman diliminde (tam bir yaz kitabı bence), doğru bir kafa yapısında (düşük tempolu bir moddayım bu ara) okuyunca ben toplamda sevdim seriyi. Hatta üç kitabı da tatile çıkan bir arkadaşımın yanına yolluk olarak verdim :)

Aug 20, 2013

Ben Ölene Kadar | Amy Plum


"Madem geldin, madem birlikteyiz artık 
önceden yaşadığım hayata 
geri dönmeyi hayal dahi edemiyorum. 
Seni şimdi kaybedersem, 
ne yaparım bilmiyorum. 
Seni çok fazla seviyorum."
Vincent | Sayfa 78

Orijinal Adı: Until I Die (Revenants, #2)
Türkçe Adı: Ben Ölene Kadar (Geri Dönenler, #2)
Yazar: Amy Plum (ABD)
Çevirmen: Esra Çakıruylası
Sayfa Sayısı: 352
Yayınevi: Akılçelen Kitaplar (2013)
Türü: Genç yetişkin, fantastik, romantik
Değerlendirmem: %62 - İyi
Ben bu kitabı okurken...: ... sol elimden ameliyat oldum.

NEDEN BU KİTAP?
İlk kitabı okuduğum için.

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Vincent bu kez aşkı için yaşamaya yemin etmiştir. Bu karardan memnun olan Kate, Vincent'ın doğasına aykırı işlere girişmiş olmasından dolayı da rahatsızdır. Yaşadığı karmaşayı bir çözüme kavuşturmaya ve sevgilisini ölümlü bir insana dönüştürmeye karar veren Kate, bilmeden kendini büyük bir tehlikenin kucağına atar. Vincent'ın başı da beladadır. Onu ve tüm ırkını yok etmeye çalışan ölümsüz ve tehlikeli düşmanlara karşı amansız bir savaşı sürdürürken, bir yandan da bir geri dönen olduğunu öğrenen Kate'in dedesine karşı koymaya çalışmaktadır. Ölmemeye söz veren Vincent, hayatta kalmayı başarabilecek mi?

DEĞERLENDİRMEM:
Okuduğum seri hangi seri olursa olsun, kim tarafından yazılırsa yazılsın kitapları peş peşe okumayı sevmiyorum ama Amy Plum'ın bu serisinde kitapları arka arkaya okumam gerekti. "Keşke kitapları art arda okumasaydım. Ya, niye böyle oldu?" diye kendi kendime söylenirken ilk 100 sayfa sonrasında tüm kaygılarımın dağıldığını fark ettim. Serinin ikinci kitabında yazar karakterleri daha yakından tanımamızı sağlamış, kullanılan fantastik öğelerin detaylarını zenginleştirmiş ve okuyucuyu olayların orta yerine çekivermişti.
İkinci kitapta seriye eklenen karakterler ise bu kitabı ilkinden daha çok beğenmeme neden olan temel unsur olmuştu. Her seride bu tür eklemeler bu derece başarılı olamıyor. Ben Ölene Kadar'da hikayeye eklenen karakterlerin kendileri, isimleri, doğaları ve eklenme nedenleri o kadar hoşuma gitti ki. Olayların akışına bambaşka bir boyut ekledi. Vee (şu an serinin son kitabının ortalarında olduğum için de rahatlıkla söyleyebilirim ki) gönlümü çelen karakter Arthur oldu :)

Bana eşime "Biz Paris'e gideli iki sene falan oldu di mi?" diye sordurtan Amy Plum'ın Paris betimlemelerinin beslediği hayalgücüm ve içimdeki "Bir daha ne zaman gideriz ki?" merakı, eşimin "Pınar, daha bir sene bile olmadı Paris'e gideli" cevabıyla yerle bir olmuştu. İçimde parçalanan Paris özlemini gölgede bırakan ise kitabın sonu olmuştu. İkinci kitap öyle bir yerde bitmişti ki peşine üçüncü kitabı artık okumam şart olmuştu.

Aug 19, 2013

Benim İçin Öl | Amy Plum

Annem, özümde benim gerçeklerden
kaçan biri olduğumu,
hayali dünyaları gerçek
dünyalara tercih ettiğimi söylerdi. -
Kate (sf. 41)
Orijinal Adı: Die for Me (Revenants, #1)
Türkçe Adı: Benim İçin Öl (Geri Dönenler, #1)
Yazar: Amy Plum (ABD)
Çevirmen: Esra Çakıruylası
Sayfa Sayısı: 352
Yayınevi: Akılçelen Kitaplar (2012)
Türü: Genç yetişkin, fantastik, romantik
Değerlendirmem: %48 - Sıradan
Ben bu kitabı okurken...: ... Sofya'dan Nessebar'a gittik.

NEDEN BU KİTAP?
Neden olmasın? (Kapağı da güzel yani).

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
On altı yaşındaki Kate, Brooklyn'den, çoğu kişinin hayalini süsleyen Işıklar kenti Paris'e taşındığında, acı günlerini kitap okuyarak ve sanatla iç içe geçirerek atlatmaya çalışır. O sırada, uyur hâldeyken bile onu görebilen bir çift gözün kendisini aşkla izlediğinden habersizdir. Kate'in, bir kafede kitap okurken gördüğü ve tüm genç kızların yüreğini hoplatacağını, kendisine hiç takılmayacağını düşünerek iç geçirdiği Vincent'ın gözleridir bunlar. Ve Kate de Vincent'a gönlünü kaptırır.

Ama bu aşkın önünde gizemli ve ürkütücü bir engel vardır. Vincent normal bir insan değildir. Hayatını her gün riske atmasına neden olan korkunç bir yazgıya mahkumdur. Ayrıca onu ve tüm ırkını yok etmeye çalışan ölümsüz ve tehlikeli düşmanlara karşı koymak zorundadır.

DEĞERLENDİRMEM:
Sanırım 2013 yılında bu türde çok fazla roman okumaktan kaynaklı doyma noktasına ulaştım. 16 yaş alerjisi oluştu bende. Kitapta kullanılan fantastik öğeler de yeterince farklı ve ilgi çekici olmayınca yazar ne yapsa dikkatimi toplamamı sağlayamadı. Yine de duruma pozitif taraftan baktığımda, uzun bir kara yolculuğunda ve plajda bu kitabı okuduğum için bir çırpıda okudum kitabı. Ancak Akılçelen Kitaplar'dan çıkan bu kitap gönlümü çelemedi.

Tek günah yazarın ve kitabın değil tabii. Paris'te geçen bir başka roman olan Kaiken'in hemen üzerine yine Paris'te geçen bu romanı okumam ve Benim İçin Öl'ü okurken paralelde romantik öğelerin yoğun bir şekilde gömülü olduğu Grinin Elli Tonu'nu okumam da bu kitabın performansından çaldı sanırım.

Serinin devamını da okumakta olduğum için belirteyim ki bu seriye başlamadan önce Paris'i görenler şanslı, görmeyenler ise şanssız. Amerikalı genç yetişkin türünde yazan yeni yazarların farklılık yaratmak uğruna olayların Avrupa şehirlerinde geçtiği romanlar yazmalarını da çok zorlama buluyorum. Sözün özü, romantizme ilginiz varsa, buyrun okuyun.

May 7, 2013

Un Lun Dun | China Miéville

Orijinal Adı: Un Lun Dun
Türkçe Adı: Un Lun Dun
Yazar: China Miéville (İngiltere)
Çevirmen: Ceren Ünlü
Sayfa Sayısı: 524
Yayınevi: Yordam Kitap
Değerlendirmem: %91 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... bir Ankara'daydım, bir Tokyo'da.

NEDEN BU KİTAP?
2011 İzmir Kitap Fuarı'nda bu yazarı fark etmiş, en sevdiğim yazarlardan biri olan Neil Gaiman'ın dengi kabul edildiğini okuyunca da 2012 Idefix Sanal Kitap Fuarı sırasında satın almıştım bu yazarın Türkçeye çevrilmiş tüm kitaplarını. Neil Gaiman'ın (şimdiye kadar okuduklarım arasındaki) en sevdiğim kitabı Yokyer'in kurgusuna ve tarzına benzetildiği için de ilk Miéville kitabım olarak Un Lun Dun'u seçtim.

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):

Nedir Un Lun Dun (Lon Dra Kis)? Londra’nın aynadan görülen imgesidir. Sözcüklerin canlı olduğu, sıradan bir evin kapısının ardında bir ormanın pusuda yattığı, etobur zürafaların sokaklarında fink attığı ve karanlık bir dumanın bütün dünyayı yakmaya can attığı, tuhaf zevklerle kuşatılmış bir harikalar diyarıdır. Burası, uzun yıllar önce kehanetlerde adı geçmiş ve konuşan bir kitabın sayfalarına işlenmiş, kahramanını bekleyen bir şehirdir.

On iki yaşındaki Zanna ve arkadaşı Deeba, Londra’dan bu tuhaf şehre giden gizli bir geçit buldukları zaman, eski kehanet en sonunda gerçekleşiyor gibi görünür. Ama olaylar, birdenbire şaşırtıcı biçimde ters gitmeye başlar.

DEĞERLENDİRMEM:
O kadar mutluyum ki bu kitabın beni ters köşe yapmadığına. Beğeneceğimi düşünüyordum ama beğenmek ne kelime, bayıldım. O nasıl bir hayal gücüdür öyle? Nasıl bir yaratıcılıktır? Ayrıca, ne şahane, ne ustaca bir çeviridir öyle. Ben bu kitabın İngilizcesini de okumak isterim ama Miéville'in (Türkçe'ye kusursuzca adapte edilen) kelime oyunlarını anlar mıyım bilmem :)

Benim çok eğlenerek, keyif alarak okuduğum, yarıda bırakamayacağım diye uzun seyahatimizde yanımda dolandırdığım bu kitabın adını, kapağını ayrı beğendim. Karakterlerin hepsi ayrı bir alem. Favorim ise Kesmik'ti. Yaşanan olayların pek çok kişiye garip veya anlamsız veya saçma sapanveya lüzumsuz gelebileceği bu romanın her bölümünde ben maceranın içinde hissettim kendimi. Her ne kadar Gaiman'ın Yokyer'inin bendeki yerini değiştiremese de son yıllarda okuduğum en keyifli kitaplar listesine, bu yıl şimdiye kadar okuduğum kitaplar içinde de en iyi kitap oldu Un Lun Dun (UnLondon).

En güzeli de kütüphanemde beni bekleyen 3 Miéville kitabı daha olması. Gel de heyecanlanma :)

Fantastik kurgu türünü seviyorsanız ve henüz China Miéville veya Neil Gaiman okumadıysanız, çok şey kaçırıyorsunuz ona göre!

Apr 8, 2013

[Blog Tur] Yıldız Geçidi - Josephine Angelini | Çekiliş


Orijinal Adı: Starcrossed (Starcrossed, #1)
Türkçe Adı: Yıldız Geçidi (Yıldız Geçidi, #1)
Yazar: Josephine Angelini (ABD)
Çevirmen: Suzan Cenani Alioğlu
Sayfa Sayısı: 456
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Değerlendirmem: %69 - İyi
Ben bu kitabı okurken...: ... iş yoğunluğum ciddi şekilde azaldı :)

NEDEN BU KİTAP?
Yukarıdaki güzel resimden de mi anlamadınız yoksa :)

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):

Helen Hamilton on altı yaşına dek farklı biri olduğunu herkesten gizlemişti. Gözlerden ırak küçük Nantucket Adası'nda bunu başarmak kolay bir iş değildi ve gün geçtikçe de zorlaşıyordu. Geceleri, çölde umutsuzca dolaştığını gördüğü kâbuslardan susuzluktan yanarak uyandığında, çarşafları kum ve tozla kirlenmiş buluyor, üç yaşlı kadının kanlı gözyaşları döktüğü halüsinasyonlar ise hiçbir yerde peşini bırakmıyordu.

Yolları ilk kez Lucas Delos'la kesiştiğinde, ne kaderin tüm tarih boyunca ısrarla tekrar ettiği büyük bir trajedide başrolü oynayacaklarından haberi vardı ne de bazı mitlerin sadece efsaneden ibaret olmadıklarından. Bundan sonra ne yapması gerektiğini ve kendisini Lucas'la bir araya getiren kaderi yıkmaya çalışan yarı tanrısal güçlerle nasıl baş edeceğini çok iyi biliyordu. Çünkü o tanrıların soyundandı ve bu dünyada yalnız değildi.

DEĞERLENDİRMEM:
Kitap Türkiye'de henüz yeni yayınlandığı için kitaba ilişkin yazılmış Türkçe yorumları Kitap Oburları olarak ilk bizler yapıyor olacağız ama ABD'de kitaba ilişkin yapılmış yorumlara ilk göz attığınızda bu kitabın sürekli Alacakaranlık ile karşılaştırıldığını göreceksiniz. Ben de karşılaştırma yapmaktan kendimi alamadım. Hem de Alacakaranlık serisinin sevenlerinden de değilim ama kendime ABD'de son dönemde en hızlı büyüyen edebi türlerden biri olan "genç yetişkin / fantastik kurgu türü artık kendini tekrar mı ediyor?" sorusunu sormaktan da alamadım. Bu nedenle ben de öncelikle Yıldız Geçidi ve Alacakaranlık'ta yer alan (bence) ortak öğelerden bahsetmek istiyorum:

  • Ana bayan karakter küçük bir Amerikan kasabasında babasıyla yaşamaktadır.
  • Ana bayan karakterimizin okula gelip giderken bir ulaşım sorunsalı vardır (ki bu vesileyle ana erkek karakter de oldukça fonksiyonel bir hal alır).
  • İçinde ana erkek karakterimizin de yer aldığı geniş bir aile kızımızın yaşadığı yere taşınır. Alacakaranlık'ta vampirlerden oluşan bu aile, Yıldız Geçidi'nde yarı-tanrılardan oluşmaktadır. Bu aile tabii ki zengindir, şehrin biraz dışında koca bir evde yaşamaktadır, erkekleri yakışıklı, kadınları güzeldir.
  • Erkeğin ailesi kızı başlarda pek istemez, sonra sarar sarmalar.
  • Her iki romanı da genç yetişkin türünde tutan en belirgin bir başka öğe seksin eksikliğidir. Kız da ister oğlan da ister ama yasak aşktır yaşadıkları. Oğlanın kıza zarar verme, bir felakete yol açma olasılığı vardır. Kız hep ister, oğlan hep sabreder ve kitabın ahlaki öğeleri korunmuş olur.
  • Ana erkek karakterin ailesinin (kötü, sevilmeyen) bir kısmı Alacakaranlık'ta İtalya'da, Yıldız Geçidi'nde İspanya'dadır. (ABD iyi, Avrupa kaka :)
  • Kızımız isyankardır, "korunmaya ihtiyacım yok" diye konuşur durur ama delikanlı hep etrafındadır. Kızın başı hep belaya girer, delikanlı hep korur, hep korur.
Bu liste daha uzar gider ama Alacakaranlık'ı okuyalı epey oldu. Bunca ortak öğeye ve genel anlamda vampirlerin yarı-tanrılarla değiştirilmiş olmasına karşın, Yıldız Geçidi'ni Alacakaranlık'tan daha çok sevdim. İnsan kanı ememeyen garip vampirlerdense yarı-tanrıları tercih ederim açıkçası.

Kitabın ana bayan karakteri Helen'ı sevdim. Helen'ın en sevdiğim özelliğiyse kitabın başlarında utangaç ve sıradışı güzelliğini umursamayan bir karakterken, yeteneklerini keşfettikçe kendi karakterini sahiplenmesiydi. Yaşadığı tüm değişimlere karşın kısmen utangaç kalması ve kendini toplum içinde rahat hissetmemesi Helen'a bir sempati duymama neden oldu. Kitabın sonlarında ise kendine olan güvenin artması da karakter gelişimi açısından beklentimle tam uyuştu.

Kitaptaki romantik gelişim de tam dozunda kaldı. Teknik olarak Helen ve Lucas arasındaki aşk hızlıca ortaya çıkmış gibi görünse de, okurken aynı hızı hissetmedim. Demek istediğim yazar çiftin arasındaki aşkı okuyucuya aktarmada doğru bir tempo seçmişti.

Genel anlamda bu romanı pek çok paranormal genç yetişkin romanından daha gerçekçi buldum. Bu roman da bir serinin ilk kitabı. Benim için ilk kitaplardaki en önemli konu romanın sonunda devamını okuma isteğini oluşturup oluşturamamasıdır. Yıldız Geçidi'nin devamı için diyeceğimse "denk gelirse okurum" şeklinde.

Kitabın kapağına da değinmeden geçemeyeceğim. Altın Kitaplar'ın kullandığı kitap kitabın orijinal kapaklarından biri. Ben hiç beğenmedim bu orijinal kapağı. Ayrıca kitabın adını da iddiasız buldum. Notlandırma grafiğimden de göreceğiniz gibi kitaba verdiğim notu ciddi düşürdü bu iki faktör.

Ben Yıldız Geçidi'nin Alacakaranlık'tan daha çok sevdim. Şimdi merak ettiğimse Alacakaranlık'ı sevenlerin Yıldız Geçidi hakkında ne düşünecekleri! Kütüphanemde bu kitap yok, şu an alacak durumum da yok diyorsanz,

ÇEKİLİŞİMİZE BUYRUN LÜTFEN :)

Altın Kitaplar Yayınevi'nin sponsorluğunda Kitap Oburları bu kitabı 5 kişiye hediye edecek. Yapmanız gereken ise basit. Aşağıdaki Rafflecopter programından çekilişe katılmak. Çekilişe katılmadan önce katılım koşullarını (Terms and Conditions) da okumayı unutmayın lütfen. Herkese bol şans!

a Rafflecopter giveaway


8-14 Nisan Tur Programı

8 Nisan pinucciasbooks.blogspot.com | Kitap Yorumu - Çekiliş
9 Nisan mirielenda.blogspot.com | Kitap Yorumu - Ön Okuma
10 Nisan raflarinarasindan.blogspot.com | Kitap Yorumu - Bunları biliyor musunuz?
11 Nisan sssuigenerisss.blogspot.com | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı
12 Nisan thcodex.blogspot.com | Kitap Yorumu - Tanıtım Videoları - Kitap Kapakları

Apr 4, 2013

[Blog Tur] Ejder Ateşi - Sophie Jordan | Yazarla Söyleşi


Orijinal Adı: Firelight (Firelight, #1)
Türkçe Adı: Ejder Ateşi (Ejder Ateşi, #1)
Yazar: Sophie Jordan (ABD)
Çevirmen: Zeynep Heyzen Ateş
Sayfa Sayısı: 317
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Değerlendirmem: %58 - Eh işte
Ben bu kitabı okurken...:... Kızkardeşim Meksikalı sevgilisiyle evlendi.

NEDEN BU KİTAP?
Oburum ben oburum, oburum, oburum :)

KONUSU (Arka Kapaktan):

Jacinda bir drakidir... Ejderha soyundan gelen ve en büyük savunma gücü insana dönüşmek olan bir ırka mensuptur. Küçük yaştan itibaren özel yeteneğiyle göze çarptığını ve her hareketinin izlendiğini bilse de, özgürlük onun için her şeyden önemlidir. Halkının en kutsal kuralını çiğneyince hayatı tehlikeye girer ama Will isimli yakışıklı bir yabancı sayesinde kurtulur. Fakat bu yabancı onun türünden olanları avlamaktadır.

Ailesiyle insanların arasına kaçan Jacinda çevresine uyum sağlamaya çalışır. Tek tutunabileceği dal, içindeki drakiyi canlandıran Will'dir. Karşı konulamaz bir şekilde ona kapılsa da Jacinda, onun avcı olduğunu bilmektedir. Ondan uzak durması gerekmektedir ama içindeki draki yavaş yavaş öldüğü için en tehlikeli düşmanıyla yakınlaşmayı bile göze almıştır.

DEĞERLENDİRMEM:
Bu kitap aslında hızlıca okuduğum bir kitap oldu, yani, okurken beni boğmadı. "Draki" öğesi başta ilgimi çekse de fantastik öğelerin aşk meşk döngüsünde belirsizleşmesi beni kitaptan uzaklaştırdı. Fantastik kurgu sevdiğim bir tür ama romantizm kurguda baskınlaştığında ben konsantrasyonumu kaybediyorum. Örneğin, vampirleri severim ama Alacakaranlık'taki gibi sulandırılmış vampirleri sevmem. Buna benzer bir sebeple bu kitap benim sevdiğim tür fantastik kurgular arasına giremedi.

Kitabı kızkardeşimin evlilik heyecanını yaşadığım bir dönemde okumuş olmam da dikkatimi dağıtmış olabilir ama yine de kitapta drakilerden daha çok bahsedilseydi dikkatimin dağılmayacağından eminim Kitabın fantastik kurgu olarak sınıflandırılmasının başlıca öğesi olan drakilerin (Jacinda dışındakilerin) belirgin eksikliği kitabın fantastik kurgu türüne katkısının düşük olduğunu değerlendirmeme ve notlandırma metodolojimde yer alan edebi katkı, kurgu ve karakterler alt başlıklarına düşük not vermeme neden oldu. Belki serinin diğer kitaplarında bu eksiklik giderilir. Kim bilir?

Aşkla harmanlanmış bir fantastik kurgu okuyasınız varsa bu kitap sizin için.

Bana bu keyfi yaşatan Kitap Oburu grubuma ve bu blog turumuzun sponsorları Pegasus Yayınları ve Skala Yayıncılık'a buradan tekrar teşekkürler. Skala Yayıncılık'tan hediye çekilişi kazanmak isteyenler buraya tıklasın lütfen.

EJDER ATEŞİ'NİN YAZARI SOPHIE JORDAN İLE SÖYLEŞİ


Kitap Oburları: Sevgili Sophie, öncelikle bizimle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkürler.
Sophie Jordan: Değişik ülkelerdeki okuyucularımdan gelen taleplerde ayrı bir heyecan yaşıyorum. Rica ederim.

Kitap Oburları: Sizi bu türde yazmaya ne teşvik etti?
Sophie Jordan: İlk yazmaya başladığım tür aslında tarihi ve paranormal romanlardı. Gerçi halen de bu türde yazıyorum ama fantastik kurgu/genç yetişkin türünde beni yazmaya heveslendiren en önemli iki seri Açlık Oyunları (Suzanne Collins) ve Uyanış (Lisa McMann) oldu. Bu serileri okuduktan sonra artık bu türün de parçası olmak istediğimden emin oldum ve bir süre ne yazmam gerektiğini düşündüm. Sonuçta ortaya Ejder Ateşi çıktı.

Kitap Oburları: Kitap yazarken karşılaştığınız güçlükler nelerdir?
Sophie Jordan: Yazdığınız tür ne olursa olsun, kitap yazarken en önemli konu kendinizi disipline edebilmenizdir. TV izlemek, arkadaşlarla dışarı çıkmak, aileyle vakit geçirmek, alışverişe çıkmak her zaman aklınızın bir köşesinden geçer. Önemli olan bunlarla başa çıkabilmenizdir.

Kitap Oburları: Ejder Ateşi'nde kullandığınız karakter isimlerini nasıl buldunuz?
Sophie Jordan: Ejder Ateşi'nde özellikle drakiler için kullandığım isimlerin eski ve egzotik olması gerekiyordu. Bu yüzden epey araştırma yaptım. Bazı isimlerde bebek isim kitaplarından da faydalandım.

Kitap Oburları: Ejder Ateşi'ni yazmaya başladığınızda nasıl bitireceğinizi biliyor muydunuz, yoksa, olaylar yazdıkça mı gelişti?
Sophie Jordan: Aslında ikisi de. Seriye başlarken genel çerçeveyi çizmiştim. Yine de zaman zaman olayların genel çerçevenin dışına çıktı. Serinin genel temasına aykırı olmadığı sürece de buna göz yumdum.

Kitap Oburları: Bir draki olsanız, hangi tür draki olurdunuz?
Sophie Jordan: Kesinlikle su drakisi.

Kitap Oburları: En çok günün hangi vaktinde yazmayı seviyorsunuz?
Sophie Jordan: Sabahları yazdığım kısımları hep daha çok beğeniyorum. Bu nedenle mümkün olduğunca sabahları yazmayı tercih ediyorum.

Kitap Oburları: Will mi Cassian mı?
Sophie Jordan: Seçmesi çok zor.

Kitap Oburları: Ejder Ateşi'nde bir şeyleri değiştirme şansınız olsa neyi değiştirirdiniz?
Sophie Jordan: Okuyucularım sürekli drakileri soruyor. Belki de drakilerin dünyasından daha çok bahsederdim. Gerçi bu da planladığım kurguyu bozabilirdi. Değiştirme şansım olsa hiçbir şeyi değiştirmemeyi tercih ederdim.

Kitap Oburları: Son olarak, Türk okurlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Sophie Jordan: Ejder Ateşi'nin farklı kültürlerde yetişmiş okuyucular tarafından okunup yorumlanması beni çok heyecanlandırıyor. ABD'de genç yetişkin / fantastik kurgu türü için artan ilginin Türkiye'de de aynı paralelde gitmesi beni hem şaşırttı hem de etkiledi. Tüm okuyucularıma şimdiden teşekkür ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.


2-6 Nisan Tur Programı

2 Nisan thcodex.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Çekiliş
3 Nisan mirielenda.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı
4 Nisan pinucciasbooks.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Sophie Jordan Söyleşisi
5 Nisan raflarinarasindan.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Tanıtım Videoları
6 Nisan sssuigenerisss.blogspot.com |  Kitap Yorumu  -  Bunları Biliyor musunuz?

Mar 25, 2013

[Blog Tur] Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor | Bunları Biliyor musunuz?


Orijinal Adı: Daughter of Smoke and Bone (Daughter of Smoke and Bone, #1)
Türkçe Adı: Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı, #1)
Yazar: Laini Taylor (ABD)
Çevirmen: Uğur Mehter
Sayfa Sayısı: 435
Yayınevi: Artemis Yayınları
Değerlendirmem: %89 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... Bu kadar hızlı okuyabileceğimi hiç düşünmemiştim.

NEDEN BU KİTAP?
Kitap oburuyum da ondan (Bknz yukarıdaki resim :)

KONUSU:
Uçlarda yaşayan bir kız olduğunu düşünebileceğiniz, Prag'da yaşayan bir sanat öğrencisi olan Karou'nun hayatındaki garip karakterler için dünyayı dört dönerek yaptığı garip işlerden tutun da dünya dışı alemlerde yaşadığı aşkı, hüznü, öfkeyi, hırsı ve en önemli umudu anlatan bir güzel kitap.

DEĞERLENDİRMEM:
Bu yıl en hızlı okuduğum kitap oldu bu kitap. Öyle çok vaktim olduğundan falan da değil (iş yerinde en yoğun olduğum aydır Mart ayı). Ben öyle bir daldım ki bu mavi saçlı kızın dünyasına, kendimi öyle bir kaptırdım ki olayların akışına, "romanın sonu nasıl biter?" sorusunu kendime sormadım özellikle. Bıraktım ki yazar beni götürsün istediği yere. Bana standart gelecek bir sonla bitseydi bu ilk kitap, tamamen hüsran olacaktı bu 3 günlük macera benim için. Sonlara doğru hafiften bu kaygıyı taşıdım sadece ama o da olmadı ve öyle bir yerde bitti ki ilk kitap, ikincisinin Türkçesini beklesem mi, orijinalini e-kitap olarak alıp okusam mı diye de düşünüyorum yani ama son kitap 2014'te çıkacak. Sonra onu nasıl bekleyeceğim? Bu da henüz yazımı tamamlanmamış üçleme okumanın cilvesi işte. Açlık Oyunları serisini tüm kitaplar çıktıktan sonra okumuştum ve peş peşe okumanın keyfini sürmüştüm ama o zaman da uzun süre duyu organlarımı seriyle ilgili tüm haberlere kapatmam gerekmişti.

Kitabın geneline bakarsak kuvvetli bir kurgusu, karakter derinliği var. Okunabilirliği de çok yüksek bir kitap. Dünya edebiyatına genel katkısı da bence iyi sayılır.Hepsi bir araya gelince de benim metodolojiye göre mükemmel bir kitap çıkıyor ortaya. Bu sene şimdiye kadar okuduğum 17 kitap içinde de en yüksek not verdiğim kitaplardan biri.

Bana bu keyfi yaşatan Kitap Oburu grubuma ve bu blog turumuzun sponsoru Artemis Yayınları'na buradan tekrar teşekkürler. Canınız çok mu çekti bu kitabı okumayı? O halde buradan katılın çekilişimize :)


DUMAN VE KEMİĞİN KIZI KİTABI, SERİSİ VE LAINI TAYLOR HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

  • Yazarın Amerikan, kitabın türünün fantastik kurgu olmasına karşın olayların büyük kısmının Prag ve Marakeş’te geçtiğini,
  • Yazarın (Alacakaranlık furyasından önce) Prag’da geçen vampirlerle ilgili bir çizgi roman için eşiyle Prag’a gittiğini, bu çizgi romanın hiç yayınlanmadığını ve Prag’a ilişkin tüm bilgi birikimi ve gözlemin bu kitapta kullanıldığını,
  • Marakeş’te geçen kısımlar için yazarın gece gündüz You Tube’dan Marakeş/Fas videoları izlediğini ve ancak bundan sonra romanın Marakeş’in tam olarak neresinde geçeceğine karar verdiğini,
  • Yazarın ilk kitabı yazmaya başladığında, kitabı nasıl sonlandıracağı, hatta bunu bir seriye dönüştürebileceği konusunda en ufak bir fikrinin bile olmadığını,
  • Serinin ikinci kitabının (Days of Blood and Starlight) çıktığını, üçüncü kitabın ise Nisan 2014’te yayınlanmasının planlandığını,
  • Serinin film haklarının Universal Pictures tarafından satın alındığını, yapımcının Alis Harikalar Diyarı'nda filminin yapımcısı Joe Roth ve senaristin de Karayip Korsanları'nın senaristi Stuart Beattie olduğunu, hatta senaryonun yazılmaya başlandığını,
  • Ana karakterlerden biri olan Karou’nun fiziksel özellikleri zamana yayarak kurgulamadığını, sadece bir serbest düşünme anında gözünün önünde beliren bir kadını anlattığını, Karou’nun fiziksel özelliklerinden ziyade karakterinin şekillenmesine ciddi zaman harcadığını,
  • Karou’nun elindeki dövmelerin yazarın gençlik yıllarında yaptığı Avrupa yolculukları sırasında, tren istasyonlarında beklerken ayaklarının üstüne çizdiği dövmelerle aynı olduğunu

biliyor muydunuz?


25-31 Mart Tur Programı

25 Mart | thcodex.blogspot.com | Kitap Yorumu - Çekiliş
26 Mart | pinucciasbooks.blogspot.com | Kitap Yorumu - Bunları Biliyor musunuz?
27 Mart | mirielenda.blogspot.com | Kitap Yorumu - Tanıtım Videoları
28 Mart | raflarinarasindan.blogspot.com | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı - Karou Olmak
29 Mart | sssuigenerisss.blogspot.com | Kitap Yorumu - Kapaklarla Duman ve Kemiğin Kızı

Mar 17, 2013

Gölge ve Kemik | Leigh Bardugo

Orijinal Adı: Shadow and Bone (The Grisha, #1)
Türkçe Adı: Gölge ve Kemik (Grisha, #1)
Yazar: Leigh Bardugo
Çevirmen: Ozan Aydın
Sayfa Sayısı: 384
Yayınevi: Martı Yayınları
Değerlendirmem: %68 - İyi
Ben bu kitabı okurken...: iki gece üst üste 9:30'da uyuyakaldım.

NEDEN BU KİTAP?
Bu kitaptan ilk olarak en sevdiğim yabancı bloglardan biri olan The Story Siren aracılığıyla haberdar olmuştum (The Story Siren genç yetişkin türünde ABD'nin nabzını tutan bir site bu arada). Kitap ABD'de çıkınca dikkatimi çekmişti ama Martı Yayınları yorumlamam için gönderene kadar, itiraf ediyorum, Türkçe'ye çevrildiğini bile takip etmemişim. Kitap bana geleli epey oldu ama ben ancak okuyabildim.

KONUSU:
The Grisha üçlemesinin ilk kitabı olan bu roman Alina'nın hikayesi. Alina ve yakın arkadaşı Malyen aynı evde büyümüş yetimlerdir. Günlerden bir gün Karanlık Diyar'a doğru yaptıkları bir yolculuk sırasında Volcraların (bir tür fantastik yaratık) saldırısına uğrarlar ve Alina öyle bir şey yapar ki hem gemidekileri kurtarır, hem Volcralıları savuşturur, hem de Karanlıklar Efendisinin ilgisini çeker. Alina'nın onu diğerlerinden ayrıştıran gücünün anlaşıldığı bu kırılma noktasında Malyen ile ayrılan yolları daha sonra tekrar birleşecektir. Neden ayrıldığını, ne zaman, nasıl birleştiğini merak mı ediyorsunuz, o halde romanı okumanız gerekiyor.

DEĞERLENDİRMEM:
Bu kitabın kapağı en baştan kalbimi çalmıştı zaten. Okumaya başlamadan da beğenme olasılığının yüksek olduğunu biliyordum aslında ve de yanılmadım.

Kitabın başında yer alan tanımlamalar ve harita başlangıçta "Acaba bir karmaşa mı bizi bekliyor?" diye beni az biraz endişelendirmiş ve kitabın ilk kısımlarındaki kısmi tutukluk endişelerimi artırmış olsa da, sonuçta korktuğum başıma gelmedi.

Pek çok genç yetişkin, fantastik kurgu romanında olan öğeler (bir kız-iki erkek, iyiler-kötüler, vb.) Gölge ve Kemik'te de var ama yazar kendini ayrıştırmayı başarmış durumda. Kitabın başında verilen harita kitap ilerledikçe çok fonksiyonel bir hal alıyor ama bunun dışında yazar yarattığı fantastik dünyayı emek emek işlemiş satır aralarına. Hızlıca okuyabileceğiniz, sonunda devamını merak edeceğiniz, güzelce bir kitap.

Tekrar teşekkürler Martı Yayınları!  

Nov 3, 2012

27 Gün | 3 Ülke | 6 Şehir | 7 Kitap

Adımın Pınar Çelebi olması nedeniyle Evliya Çelebi ile bir akrabalık bağım olup olmadığını soran kişi sayısı epey arttı son dönemde. Tamam, ben imkanlarım el verdiği ölçüde seyahat etmeyi seven, bir seyahati bitmeden diğerini planlamak hevesinden kurtulamayan bir bağımlıyım. Bir de iş nedeniyle yapmam gereken seyahatler eklenince benim gibi bir bağımlının hayatına son bir ayda dört dönüverdim dünyayı. "Ekim Ayı, Pınar'ın Yolculuk Ayı" adlı yayınımda paylaşmıştım seyahat planını ve bu seyahatlerde bana eşlik edecek kitapları.

Yerleşik hayata geri döndüğümün bu beşinci gününde sizlerle bu son dönemde okuduğum kitaplardan topluca bahsedeyim istedim. 7 kitaptan kısaca bahsedeceğim birazdan ama öncelikle bunların 4'ünün Türk yazarlardan olmasının altını çizmem gerekiyor. 2012 yılının başında Türk yazarlardan daha çok okuma kararı almıştım ve bunu büyük ölçüde başarmış olmaktan çok mutluyum.

1. Kabuk Adam / Aslı Erdoğan: Kitap Delisi Gizem ve Diloş'un Kayfesi blogları aracılığıyla (utanarak itiraf edeceğim) varlığından haberdar olduğum bir yazar ve kitap. Kuşkusuz 2012 yılında Türk yazarlardan okuduğum en güzel kitap. Kitap kısa ve öz, anlatımı sade ve vurucu, karakterler yalın ve derin. Okumadıysanız, okuyun, okutturun.
* Bu kitabı bitireceğim derken 10 ay önceden planladığımız Paris tatil heyecanım uçtu gitti. Ben de artık o adada, onlarla birlikteydim.

2. Dünyaların Savaşı / H.G. Wells: Bilim kurgu okumaktan normalin üzerinde keyif alan bir okuyucu olarak uzun zamandır okunacaklar listemde sırasının gelmesini bekleyen bir kitaptı bu kitap. Eşimle bir süre önce izlediğimiz Cold Case isimli NBC dizisinin bir bölümü bu kitapla ilintili başlayınca dedim ki kendime "Al oku artık kızım. Kitap ben buradayım diye bağırıyor. Bu nasıl bir kitap? Bilim kurgu türünü severek okuyorsanız beğeneceğiniz, arada bir okuyorsanız sıradan bulabileceğiniz bir kitap. Yine de "Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap" listesinde yer aldığını ve klasik kabul edildiğini hatırlatayım.
* 30 Ekim 1938'de Amerika'da bir radyo kanalı Cadılar Bayramı etkinlikleri kapsamında Orson Welles'den bu kitaptan bir bölüm okumasını rica etti ve Orson Welles teklifi kabul etti. Radyo yayınını takip eden bir hafta boyunca ABD'nin bazı eyaletlerinde ciddi panik yaşandı. Marslıların dünyayı gerçekten istila ettiğini sanan yüzlerce kişi evlerini terk edip kaçmaya başladı :)


3. Firmin / Sam Savage: Bir akıllı fare Firmin. Hem de kitap okumaya hepimizden daha aç. Aç derken birincil sözlük anlamıyla aç. Kitap bloglarında son dönemde çok sık beliren bir kitaptı. Ben de bir kitap etkinliğinde eşim için bu kitabı alırken, kapağına bayılıp kendime de alıvermiştim. (Halen de bu yıl okuduğum kitaplar arasında en güzel kapaklı kitaptır kendisi). Firmin Boston'da yaşadığından ben de yabacıların "reading in context" dediklerinden yaptım ve kitabı Londra-Boston uçağında okumaya başladım ve okumayı Boston'da bitirdim. Pek çok blog yazarının tersine benim için ortalama ama okuması keyifli, güzel bir seyahat kitabı oldu Firmin.
* Boston'da 24 saatten az kaldım ama dışarıda geçirdiğim tüm zamanlarda gözüm hep fare aradı yerlerde. Görebildim mi? Hayır. Fareler yerine sincaplar sarmış Boston'u.

4. New York Seyir Defteri / Buket Uzuner: İş nedeniyle New York'a gideceğimi öğrendiğimde hemen koşup satın almıştım bu kitabı. Niyetim New York'a gitmeden okumaktı ama iş seyahatim tahmin ettiğimden bin kat yoğun çıkınca boş vakitlerimi yemek yemek, banyo yapmak ve uyumak gibi daha temel ihtiyaçlara ayırmam gerekti. Kitabı da New York - Londra - İstanbul - Ankara rotasını takip ederek yapmak zorunda kaldığım saat farkları hariç neredeyse bir tam gün süren yolculuğum sırasında okuyup bitirdim. New York'u gördükten sonra okumak daha keyifli oldu.
* Bu kitabı okuduktan sonra "Keşke Buket Uzuner ile birlikte bir gün New York'ta Barnes & Noble gezebilsem, hazır gezerken kafesinde oturup birer kahve içsek" diye düşündüm.

5. Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek / Ayfer Tunç: Diloş'un Kayfesi'nin geçen ay birincisini düzenlediği Yazar Ayları etkinliği için e-kitap versiyonunu okudum. Kitap ile ilgili yorumlarıma buradan ulaşabilirsiniz.
* Yazar Ayları'nda bu ay İhsan Oktay Anar kitaplarını okuduğumuzu bir kez de buradan duyurayım sizlere.

6. Köpek Kalbi / Mihail Afanasyeviç Bulgakov: Son dönemde çevremde pek çok kişiyi Bulgakov'un Usta ile Margarita adlı kitabını okurken görüyordum. Bu kitap da bu vesileyle yazarı, kapağı ve adı sayesinde radarıma takılmıştı. Kitap Dedalus Kitap'tan çıkma. Çevirisi kötü değildi ama kısa bir roman olmasına rağmen çok fazla yazım hatası vardı. Konuyu ve kurguyu sevmeme rağmen bu yazım hataları beni çok rahatsız etti. Bulgakov'un komünist devrime ve dünyaya bakış açısını deli bir doktorun bir köpek üzerinde yaptığı deneyler sonrasında elde ettiği canlı üzerinden aktardığı romanın konusu ilginç. Hepi topu 108 sayfa zaten. Bir oturuşta bitirebileceğiniz türden (Tabii benim gibi yazım hatalarına takılıp sinirleriniz bozulmayacaksa!)
* Kitap kısa diye hızlı biter dedim. İkide bir yayınevine kızıp kitabı okumaya ara verdim. Sonra kısacık romanı bitiremediğim için kendime kızdım. Kısaca, pek asabiydim ben bu kitabı okurken.

7. Kozmik Tayyare / Bülent Özden: Türk bilim kurgu yazarlarından Bülent Özden'in bu yıl Mayıs ayında Cinius Yayınları'ndan çıkan kitabı. Kitap bittikten sonra öğrendim ki bu kitap yazarın Kuantum Serisinin ikinci kitabıymış. İlk kitap Sonsuz Gençlik Tröstü adındaymış. Kitap ilkiyle ne kadar bağlantılı bilemiyorum ama bu haliyle de tek başına okunabilecek bir kitap. İlk 50 sayfada beğenmiştim aslında kitabı ama sonrasında geçişler çok hızlıydı. Daha uzun ve detaylı bir roman olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum ama yazar sanki bir an önce bitirip yayınlama hevesiyle hızlıca yazıp koymuş kenara gibi geldi bana. Uzun sürmedi okumam ama pek hoşlanmadım. Tavsiye etmiyorum.
* Bu kitabı Datça'da okumaya başlamıştım ve orada bitirmeyi planlıyordum ama sündü de sündü.

Bu kadar uzun yorumu kaçınız baştan sona okur bilemiyorum ama yaklaşık bir ay önce fark ettim ki blogum 11.111 kere görüntülenmeye doğru gidiyor. Bugün Jeffrey Eugenides'in 600+ sayfalık Middlesex isimli Pulitzer ödüllü kitabını okumaya başladım. Büyük ihtimalle ben bu kitabı bitiremeden 11.111 kere de görüntülemiş olacak blogum. Ben de bunun şerefine okuyup bitirince bu kitabı ve yanında bir sürprizi takipçilerimden birine hediye edeceğim :)