Jul 28, 2013

Mesaj | Carl Sagan

Orijinal Adı: Contact
Türkçe Adı: Mesaj
Yazar: Carl Sagan (ABD)
Çevirmen: Mehmet Harmancı
Sayfa Sayısı: 499
Yayınevi: İnkılâp Kitabevi (1987)
Türü: Bilim kurgu
Değerlendirmem: %81 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... "bir gün bir uzaylı görür müyüm acaba?" diye düşüncelere daldım.

NEDEN BU KİTAP?
Bu kitabı bir sahaf ziyaretim sırasında almış, "hemen okurum" demiştim ama elimde okunacak kitap sayısı 100’ün altına inmeyince işler planladığım gibi gitmiyor her zaman tabii. Bu sene başında okumaya resmen yemin ettim, kendi kendime sözler verdim. Hatta daha da garanti olsun diye katıldığım reading challenge’larda (2013 Sci-Fi Reader Challenge, Semi-Charmed Summer 2013 Book Challenge ve ev sahipliğini yaptığım Okuma Şenliği | Yaz 2013) okunacak kitap yaptım Mesaj’ı. Amacıma ulaştım (Aynı durum Ağustos ayında okumayı planladığım Cesur Yeni Dünya için de geçerli).

KONUSU:
Bir gök bilimci olan Eleanor Arroway senelerdir uzaydan gelen radyo frekansları dinlemektedir. Araştırma ödeneğinin kesilmeye yakın olduğu bir zamanda bir mesaj almaya başlar.

Eleanor, aldığı mesajın tamamına erişebilmek için başka ülkelerdeki radyo frekansı dinleyebilen gök bilim merkezleriyle iletişime geçer ve bir anda mesaj bütün dünyaya yayılır. Mesajı çözmeye kafa yoran bilim insanları mesajın kısa bir kısmını çözümleyebilirler ve çözümlenen mesajda 1936’da Hitler'in Berlin olimpiyatlarının açılış töreninde yaptığı konuşmasına denk gelirler. Tüm dünya bir anda panikler, nasıl bir mesaj verilmeye çalışıldığını anlamaya çalışır ve hatta korkar. Mesajın nedeni ise TV yayınlarının ilk yapılmaya başlandığı zamanlardan yakaladıkları bir görüntü uzak bir uzaylı ırkın dünyalılara “sizi duyduk” deme çalışmasıdır yalnızca. Romanın kalan yarısı ise gönderilen mesajın gerçek içeriğinin çözümlenmesi ve sonrasında dünya genelinde alınan kararlar ile bir grup bilim insanının başından geçenler hakkındadır.

DEĞERLENDİRMEM:
Mesaj, Carl Sagan’ın 1985 yılında yazıp yayınladığı bir romandır. Carl Sagan da yazarlıktan öte bir bilim insanıdır aslında. Kendisi gökbilimci, astrobiyolog ve astrofizik uzmanıdır. Bilimin geniş halk kitlelerine sevdirilmesi misyonunu üstlenerek yazarlık da yapan Sagan’ın bu romanındaki bilimsel gerçeklerin zengince kullanımının yanı sıra romanda geçen olaylara eklediği sosyal, politik ve teolojik boyut kendisinin ne kadar usta bir yazar olduğunu göstermektedir. Kitapta yoğun olarak kullanılan matematik ve astrofizik öğeleri herhangi bir okuyucunun rahatlıkla takip edebileceği yalınlıkta sunulmuştur. Benim en beğendiğim kısım dünya düzeninin mesajın çözülmesinden sonra ne kadar alt üst olduğu, akların karaların, milli, dini ve sosyal kaygıların ortaya nasıl döküldüğü ve çoğunluğun değişime gösterdiği direnç ve bilinmeyene duyulan korku oldu. Bilim kurgu kitaplarında bu kadar farklı boyutu aynı anda yakalayıp aktarabilen yazar sayısı sınırlıdır. İşte bu nedenle hazır güzelce de çekilmiş bir filmi varken Mesaj’ı okuyun, sonra da filmini izleyin derim ben.

Okuma Şenliği kapsamında pek çok katılımcıya göre geriden gelsem de 400 sayfadan uzun bir kitap okuyarak kendime 25 puan verdim :)

Jul 27, 2013

Pi'nin Yaşamı | Yann Martel

Orijinal Adı: Life of Pi
Türkçe Adı: Pi'nin Yaşamı
Yazar: Yann Martel (Kanada)
Çevirmen: Aylin Yengin
Sayfa Sayısı: 344
Yayınevi: İnkılâp Yayınevi
Değerlendirmem: %79 - Çok iyi
Ben bu kitabı okurken...: ... (hemen bitmesin diye) yavaş yavaş okudum.

NEDEN BU KİTAP?
Çok uzun zamandır okumayı planladığım için...

KONUSU:
Hindistan’dan Kanada’ya giden bir yük gemisi, içindeki neredeyse tüm canlılarla birlikte batar. Bir cankurtaran filikası, uçsuz bucaksız Pasifik Okyanusu'nun ortasında yapayalnız kalır. Geminin batışı sırasında hayatta kalmayı başarıp da filikada kendisine yer bulanlar ise bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, Portakal Suyu adında bir orangutan, Richard Parker adında üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı ve Pi adlı 16 yaşında Hintli bir çocuktur. Pi'nin hayvanat bahçesi işleten ve hayvanlarıyla Hindistan’dan Kanada’ya göç etmeye çalışan ailesi, batan gemide yaşamını kaybetmiştir.

Pi, kurtuluş yok gibi görünen bu okyanusta zayıf bir sandalda yanındaki hayvanlarla birlikte hayatta kalma savaşı verir ve keskin zekası ve zooloji bilgisiyle hayatta kalmayı başarır. 200+ gün sürecek yolculukta Pi'nin başına gelenlerin öyküsüdür Pi’nin Yaşamı.

DEĞERLENDİRMEM:
Goodreads isimli şimdi hemen hemen tüm kitapseverlerin bildiği ve çoğunun üyesi olduğu internet sitesini 2009 yılı sonuna doğru keşfetmiştim. Goodreads’de ne var ne yok diye araştırırken gördüğüm ve okunacaklar listeme ilk eklediğim beş kitaptan biriydi Pi’nin Yaşamı (Diğer dördü Kar Çiçeği ve Sırlar Yelpazesi, Loto, Zaman Yolcusunun Karısı ve Oscar Wao’nun Tuhaf Kısa Yaşamı. Bir yerlere not etmişim bu kitapları. O nedenle bu kadar net hatırlıyorum).

Her bahanede kitap satın alan bir insan olan bendeniz bu kitapta bir türlü %30 indirim yakalayamadığımdan kitabı alamamış, sonrasında unutmuştum (İnternetten kitap alırken en az %30 indirim yakalamaya çalışıyorum genelde). Ne zaman ki Pi’nin Yaşamı’nın 3D filmi gösterime girdi ve İnkılâp Yayınevi kitabı yeni kapakla çıkardı, o zaman hatırladım kitabı ve yakaladım indirimi.

Pi’nin Yaşamı’nı seveceğimi biliyordum. Konusunu, adını ve yeni kapağını çok beğenmiştim, sevmeyip de ne yapacaktım. Yazarın bazı kısımlarda olayları biraz abarttığını düşünsem de sonradan kızdım kendime. Bir genç, bir kaplan, bir filika, 200+ gün: Ne bekliyordum ki? Olayları Pi’den dinlemek çok güzeldi. O kadar konsantre oldum ki bir ara yatakta ayaklarımı uzatmış oturup kitabı okurken filikada sallanıyormuşum gibi geldi. Aynı günün gecesi Portakal Suyu rüyama girdi, hatta sayıklamışım bile ama ne dediğimi söylersem spoiler olur, söylemiyorum.

Şimdi sırada filmi izlemek var. İçim gitmişti sinemada oynarken ama kural kuraldır: Kitabı okuma niyetim varsa kitabın filmini veya dizisini izlemek yasak.

Feb 26, 2013

Kağıttan Düşler

Orijinal Adı: Paper: The Dreams of a Scribe
Türkçe Adı: Kağıttan Düşler
Yazar: Bahiyyih Nakhjavani
Sayfa Sayısı: 347
Yayınevi: İnkılap Kitabevi
Değerlendirmem: %48 - Sıradan
Ben bu kitabı okurken...: ... gereğinden fazla oyalandım.

NEDEN BU KİTAP?
2013 yılında kendime koyduğum "kütüphanemdeki Ortadoğulu ve Kuzey Afrikalı yazarların kitaplarını okuma hedefim" nedeniyle.

KONUSU:

Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında, Kuzeybatı İran'ın Máh-Kú isimli  sınır kasabasında başyapıtını yazma hevesindeki hırslı bir kâtip, eserine başlayabilmesi için ihtiyaç duyduğu mükemmel kâğıdı bulmak zorundadır.
Máh-Kú casusların ve âlimlerin, din adamlarının ve sahte doktorların, generallerin ve prenslerin, hırsızların, entrikaların, mucizelerin ve cinayetlerin kol gezdiği bir şehirdir. Burada her şey kâğıda endekslidir. Onsuz diplomasi, ticaret, sanat, hatta aşk bile imkânsızdır.

Kâtip, eski usûllerle imal edilmiş saman kâğıdı ve paçavra kâğıdının, o zamanın metodlanyla kâğıt hamurundan imal edilmiş kâğıdın peşinden, camiden saraya, hisardan pazara doğru sürükleneceği bir maceranın içindedir.

DEĞERLENDİRMEM:
İnkılap Kitabevi'nden çıkan bu kitap hemen hemen tüm internet kitap sitelerinde uzunca bir zamandır 3-5 TL arası bir fiyatla satılıyor. Ben kitabı alalı neredeyse iki sene olmuştu. Kitabı da kapağını, adını ve yazarını mütevazi bulduğum için almıştım.

Kitap çok akıcı bir dille yazılmamış ama yine de yormadan okunabiliyor. Karakterlere isim vermemek yerine Katip, Başgardiyan, Molla, Katip, Elçi, Başgardiyanın Kızı gibi isimler kullanılmış. Her bir karakter belirli bir insani niteliği simgeliyor. Kitabı her okuyan bunlara kendine göre farklı bir içerik yükleyebilir. Sanırım yazar okurun simgelere içerik yüklemelerini sağlayıp bunlara bağlı olarak her okuyucuda farklı çağrışım yaratmaya çalışmış. İşte bu durum da beni çok yordu. Belki de yoğun iş temposunda okuduğum bir kitap olduğu için kafa yormaya üşendim ve o arada da kitabı beğenmeyiverdim.

Kitabı okuduktan sonra beni en çok şaşırtan da yazarın bayan olduğunu keşfetmem oldu. Ben tüm roman boyunca - neden bilmiyorum - erkek bir yazarın kitabını okuduğumdan emindim. Hatta yazarın üniversitede öğrenciyken en sevdiğim finans derslerini veren ve yüksek lisansta da tez hocam olan şahsa benzerliği de pek hoşuma gitti.

Son olarak da Bahiyyih Nakhjavani'nin Uganda'da büyümüş, İngiltere ve ABD'de eğitimine devam etmiş İranlı bir yazar olması bana çok enteresan geldi.

Nov 13, 2012

Middlesex

Orijinal Adı: Middlesex
Türkçe Adı: Middlesex
Yazar: Jeffrey Eugenides
Çevirmen: Solmaz Kamuran
Sayfa Sayısı: 640
Değerlendirmem: 5/5
Ben bu kitabı okurken...:... günlük kitap okuma sınırlarımı zorladım (ama iyi ki de zorladım dedim sonradan)

NEDEN BU KİTAP?
Türk kitapseverlerin Goodreads'te oluşturdukları ve seçtikleri kitapları sene başından beri severek izlediğim Ex Libris grubunun Kasım ayı için seçtiği kitaptı bu kitap. Sene başından beri de bir türlü becerememiştim ayın kitabını doğru ayda okumayı. Şeytanın bacağını bu kitapla kırdım ve Ex Libris'in gerçekten de ayın kitabı olarak iyi kitap seçtiğini de bir kere daha teyit etmiş oldum.

KONUSU:
Middlesex, hermafrodit (çift cinsiyetli) bir insan olan Cal(liope)'nin, onun anne babasının, babasının annesinin ve babasının, yani üç jenerasyonun öyküsü. Cal, Calliope olarak doğmuş, kız olarak yetiştirilmiş ama genetik olarak erkek bir kişidir.Eugenides bu romanında Cal'ın hikayesini onu çift cinsiyetli olarak doğmasına neden olan geninin köklerine inerek anlatıyor. Bu uzun gen hikayesi Kurtuluş Savaşı sırasında Bursa'da bir Rum köyünde başlıyor, oradan Michigan'a uzanıyor. Middlesex'te Cal'ın hayat hikayesini kökenine inerek, bu üç jenerasyonun başından geçen olaylara (sosyal, politik ve ekonomik seviyede) da değinerek 640 sayfaya sığıyor.

DEĞERLENDİRMEM:
Öncelikle belirteyim ki Middlesex 2012 yılında okuduğum en iyi kitaplar listemde 2. sıraya yerleşti (1. sırada halen Gün Olur Asra Bedel var). Kitabı bu kadar tutmamın nedeni 2/4 Girit göçmen, 1/4 İskeçe göçmeni ve 1/4 Muğlalı olmamdan (ben kendimi İzmirli olarak tanımlıyorum ama) kaynaklı olabilir. Kitap özünde ABD'de yaşayan Rum göçmenlerin hikayesini anlatıyor ne de olsa. Yoksa "çift cinsiyetlilik" kavramının başlı başına enteresan bir konu başlığı olması mı bilemiyorum ama başka nedenler de var tabii bana bu kitabı sevdiren.

Middlesex'teki tüm olaylar yetişkin Cal tarafından anlatılıyor ama romanın ortalarına kadar Cal'in yetişkinliğe giden hayat hikayesini öğrenemiyorsunuz aslında. Yerli/yabancı yorumlardan gördüğüm kadarıyla da pek çok okuyucu için kopma noktasını bu oluşturuyor. Cal'in üç jenerasyon arası, ileri geri giden ve aynen bir ipekböceği kozası gibi örülen olaylar zincirine dahil olmayı başarırsanız kozanın içine girip, roman bitince de kelebek olup uçuyorsunuz. Bunu başaramayanlar ise kitabı yarıda bırakıyorlar (ve çok şey kaçırıyorlar). Bu kitabı okuyacaklara kısa bir not: Cal'in babaannesi ve dedesinin Anadolu'dan ABD'ye uzanan göçleri biraz ağır aksak anlatılmış. Lütfen buna takılıp ilginiz dağılmasın.

Ben kitabı ön gördüğümden çok daha hızlı ama yeterince sindire sindire okudum. Yazar bir hermafroditin hikayesini o kadar doğal ve detaylı anlatmıştı ki, "Kendisini mi anlatmış acaba?" diye düşündüm. Cal dışındaki aile fertleri öyle güzel betimlenmişti ki üç boyutlu gibiydi.

İnkılap Kitabevi çevirilerini sevdiğim yayınevlerinden. Solmaz Kamuran'ın çevirisi gayet başarılı ama İnkılap aynı başarıyı kapak seçiminde gösterememiş ne yazık ki.

Sözün özü Middlesex uzun romanlardan gözü korkmayanlar için okunması gereken bir kitap. Uzun roman alerjiniz varsa, ilk kısmı atlatmayı başaramamanız konusunda endişeliyim sadece.