Dec 3, 2012

Yine Olmadı Ankara!

Tam bir hafta önce Ankara, İzmir ve İstanbul'daki fuar tecrübelerimi buradan paylaşmıştım sizlerle. En çok da Ankara'nın kitap fuarı özürlü olmasından yakınmıştım. Sonra Settie'nin gönderdiği bir facebook linki beni hem umutlandırmış, hem de şaşırtmıştı. Umutlanmıştım çünkü ilkbaharda düzenlenen çapsız Ankara Kitap Fuarı'nın ardından farklı bir organizatör "Atatürk Kültür Merkezi Olmayan Bir Yerde" (Nedense Ankara'nın bir sürü fuarı burada yapılmak zorunda!) fuar düzenliyordu. Şaşırmıştım, kafam karışmıştı çünkü yaşadığım, her gün trafiğine çıktığım bir şehirde düzenlenen şehirde bir kitap fuarı vardı ve benim haberim yoktu. Doğru düzgün duyurulmamıştı, bilgi alabileceğiniz bir web sitesi yoktu. Yine de ümitli olduğumu da sizinle yine buradan paylaştım.

İstanbul Kitap Fuarı'nın hemen ardından gideceğim bir fuar olduğu için Ankara Kitap 2012'nin en çok ilgimi çeken kısmı sahaflardı. Neyse ki sahaflar kısmı fuarın da en güzel kısmıydı: 3 Asimov, 2 Robin Cook ve 1 Carl Sagan kitabı aldım sahaflardan (Sahaflardaki tüm Asimovları topladığımı görünce 1 Asimov kitabımı da Settie'ye hediye ettim). İstanbul Sahaf Festivali'nden çıkan sahaflar elde kalanı getirmişti. Ankaralı sahaflar da çeşit yaratmak için hiç kasmamışlardı kendilerini. Yine de hepsi sağolsun, benim yüzümü güldürdüler.

Yayınevi katılımı yetersizdi. Tabii burada fuara katılan NTV, Doğan Kitap, İnkılap, YKY, Boğaziçi Üniversitesi, Leman, Uykusuz, Cumhuriyet Kitap, Altıkırkbeş, April gibi yayınevlerine teşekkür etmemek gibi bir terbiyesizlik yapmayacağım. Gözler yine de İthaki, Siren, Can, Remzi, Ayrıntı, İmge, Pegasus aradı ama yoklardı. Ayıbın en büyüğünü ise kendi üniversitem ODTÜ yapmıştı. Burnunun dibindeki fuarda ODTÜ Yayıncılık'ın bulunmama nedeni umarım ikna edicidir.

Sahaflardan aldığım 5 güzel kitabın yanında bu fuarın benim için en büyük kazanımı sevgili Settie ile tanışmak oldu. O gün dar zamanda yaptığımız keyifli sohbetin önümüzdeki günlerde daha geniş zamanda tekrarlanacağını bilmenin memnuniyetiyle ayrıldım fuardan...

Son olarak bu fuarla ilgili diğer iki güzel yorum da Kitaplarım ve Kitap Notları bloglarında.

Aug 22, 2012

Kitap Günlüğüm ve Sahaflar

Doymadım, doyamadım kitaplara ben :) Ama ne yapayım, kontrolüm dışında gelişiyor her şey. Bundan uzun zaman önce babama Asimov'dan ve kitaplarının çoğunu bulmanın zorluğundan bahsetmiştim. Hatta babam da şaşırmıştı böylesine bir yazarın kitaplarının çoğunun yeni baskısının olmamasına. Benim canım babam iş edinmiş kendisine. Dolaşmış İzmir'in sahaflarını ve toplamış Asimov kitaplarını. Doğumgünümde de hediye etti. Nasıl mutlu olduğumu tarif edemiyorum. Sevgili Settie'nin de bu konudaki heyecanımı en iyi anlayan kişilerden biri olduğunu düşünüyorum. İzmir'in sahaflarında da ne cevherler varmış bu arada!

Okumam gereken kitaplar kontrolümden çıktı artık. Etkinlikler ve hediyeler sayesinde sözde kendime kitap almadım. Bir sonraki yayınımda da bunca bekleşen kitaptan önümüzdeki günlerde okumayı planladığım 10 tanesini seçip hem asabi bakire'den özendiğim ve yapmayı planladığım listemi yapacağım, hem de Euphoric'in Kitaplardan Kule etkinliğine katılacağım.

Son olarak, babamın hediyesi vesilesiyle sahaflardan bahsetmişken bugün görünce canımın çektiği ama yurtdışında olacağım için katılamayacağım bir etkinlik haberini de vereyim: Beyoğlu Sahaf Festivali 25 Eylül - 14 Ekim arası Tepebaşı'nda düzenlenecek. Hem de 65 sahaf katılacakmış. İstanbul'da olup da gitmeyenleri şiddetle kınıyorum, ona göre!


Jul 21, 2012

Ankara'da ilk kez sahafa gittim ben bugün...

Üniversite okuyacağım diye bu şehre geldiğimde sene 1996 idi. Sonrasında da 2005 yılı haricinde hiç ayrılmadım Ankara'dan. Ara ara bazılarının isimlerini duysam da, bazı aradığım kitapları ne kitapçılarda ne de internette bulamasam da sahaflara uğramışlığım hiç yoktu bu güne kadar. Okumak isteyip de bulamadığım kitaplar yeterince sıktı beni herhalde ki bu yaz sıcağında düştüm yollara.

Amacım Metis Bilim Kurgu Serisi'ndeki eksik kitaplarımı tamamlamaktı. Nerede, hangi sahaf var diye de araştırmamıştım. Bu nedenle doğruca Karanfil Sokak'a gittim. Bilim kurgu kitaplarını sorunca Çağlar Kitabevi'ne yönlendirildim. Neticede aradığım hiçbir kitabı bulamadım ama kitabevinin sahibi Çağlar ile sohbet ettim. Çağlar kendi demlediği çayından ikram etti. Şimdi eski/yeni fark etmez, bir kitabevinde bu kadar vakit geçirip de kitap alınmaz mı? Aldım tabii. Hem de 50 TL karşılığı tam 6 kitap.

"Hani sen İstanbul kitap fuarına kadar kitap almayacaktın?" diye soranlara ise cevabım hazır. "Ama bu ktiapları İstanbul Kitap Fuarı'nda da bulamayacağım ki". Dolayısıyla fuara kadar sahaflardan alacağım kitaplar sayılmaz. Bu arada sahaf demişken, aranızda Nadir Kitap'tan kitap almış kimse var mı? Varsa, bir yorum bırakın lütfen.

Gelelim aldığım kitaplara. Bir kez daha vurgulamak isterim ki, bu kitapların hemen hemen hiçbiri internetten kitap almak için kullandığınız sitelerde yok. Böyle olmaları da daha çok hoşuma gitti benim.

1. YEŞİL EV / MARIO VARGAS LLOSA
Can Yayınları'ndan 1984 yılında bu kitap çıktığında bu yazar pek tanınmıyordu dünyada. 2010'da Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra Can Yayınları'ndan çıktı yine yazarın pek çok kitabı. Bu kitaplardan Kelt Rüyası'nı okumuştum geçen yıl. Kitabın daha İngilizceye çevrilmeden Türkçeye çevrilmesine de pek memnun olmuştum. Kitabı da severek okumuştum. Öyle olunca Yeşil Ev de radarıma takıldı bugün.

2. VİRÜS / ROBIN COOK:
Doktor yazarlardan olan Robin Cook ile beni kızkardeşim tanıştırdı. Geçen sene yazarın İblis Tohumu ve Sancı isimli kitaplarını okumuştum. İkisine de 5 üzerinden 4 vermiştim. Hal böyle olunca Robin Cook rüştünü ispatlamış oldu gözümde. Virüs'ü de konusuna bile bakmadan sadece Robin Cook yazdı diye aldım. Bu kitap 1996 yılında Altın Kitaplar'dan çıkmış. Ayrıca, bugün aldığım en az hasarlı, en yeni kitap.

3. SESLER ZİNCİRİ / ANDRE BRINK:
Bu da bir başka Altın Kitaplar kitabı. Yayın tarihi Eylül 1983. Kitabın başında, sonunda konusuyla ilgili bir bilgi yoktu. Beni kitapla ilgili üç konu cezbetti de aldım. İlki Altın Kitaplar'dan çıkması, ikincisi yazarın Güney Afrikalı olması, üçüncüsü ise giriş kısmındaki Georg Büchner sözü: "Her insan bir uçurumdur, derinlerine bakınca başın döner". Son zamanlarda farklı ülke yazarlarından pek kitap okumadım. Güney Afrika da bu yüzden ilgimi çekti.

4. SAYIN BAŞKAN / MIGUEL ÁNGEL ASTURIAS:
Nobel edebiyat ödülü kazanmış yazarların hepsinin adını duymuşluğum vardır diye bir iddiam yok ama "Miguel Ángel Asturias kimdir?" diye biri sorsa yanıt veremezdim.Yazar 1967 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmış. Bu kitap da aynı yıl Cem Yayınevi'nden çıkmış. O yıllar da Cem Yayınevi'nin "Nobel Yayınları" diye bir dizisi varmış. Sayın Başkan da bu dizinin 20. kitabı. Bu kitabı bir okuyayım da belki dizinin kalan kitaplarının peşine de düşerim.

5. KARANTİNA / VLADIMIR MAXIMOV:
Bu kitap da yaşça benden tam bir yaş büyük. 1978'de Kervan Yayınları'ndan çıkmış. Nedenini bulamadım ama bu Kervan Yayınları bana pek bir tanıdık geldi. Kitabın kapağını pek sevdim. Şöyle bir içine baktım hangi hastalığın karantinası olduğunu anlamak için. Kolera olduğunu görünce de attım sepete. Geçenlerde Bloomberg HT'de yayınlanan Kelime Oyunu'nda kolerayı sormuşlardı da bilememiştim. Rus yazar Maximov'dan öğreneceğim artık koleranın detaylarını.

6. SEVGİDEN ÖTE SÜREKLİ ÖLÜM / GABRIEL GARCIA MARQUEZ:
G.G. Marquez deyince canım acıyor bu ara. Bu mükemmel yazarın artık yazamayacağını bilmek gerçekten çok üzücü. "Yazdığı her şeyi okudun bitti mi? derseniz, okumadım tabii ama Marquez tüm kitaplarını ayırmadan okuyacağım yazarlardan biridir. Cem Yayınevi'nden 1983 yılında çıkan bu kitabı görünce kafam karıştı. Marquez'in bu kitabından haberim yoktu. Eve gelince internette de araştırdım. Gözümden bir şeyler kaçmadıysa, bu kitap da İngilizceye çevrilmemiş. Türkçe çevirisi de iyiyse ayrı bir mutlu olacağım bu kitabı keşfettiğim için.

Özet olarak, 6 farklı ülke edebiyatından güzel keşifler yaptım bugün. Hiçbiri bilim kurgu değil. Bu da ayrı bir başarıdır benim için.


Sahaf işini de sevdim. Aradığını bulamamak biraz can sıkıcı ama yeni keşifler yapmak da çok keyifli. Önümüzdeki dönemde Ankara'nın sahaflarını dolaşmaya devam edecekmişim gibi de bir his var içimde :)