Aug 6, 2013

6 Ağustos 1945 | Hiroshima

Bundan yaklaşık 4 ay önce iki haftalığına Japonya'ya tatile gitmiştik. Kalış süremiz uzun olunca da sadece Japonya'nın en turistik şehirleri olan Tokyo ve Kyoto ile yetinmeyip ülkenin daha güneyine Hiroshima'ya kadar inmiştik. Hiroshima aslında turistik bir şehir değil. Tarihi boyunca da hiç turistik olmamış zaten. Daha ziyade limanıyla iş görmüş, tabii bir de Japonya'nın (II. Dünya Savaşı da dahil) girdiği her savaşta coğrafi konumundan kaynaklı loijstik bir üs olarak kullanılmış.

Japonya seyahatimiz öncesi neredeyse 20 sene önce okuduğum bir kitabı tekrar okumaya karar vermiştim: Edita Morris'in Hiroshima'nın Çiçekleri ile Tohumları adlı romanı (Aslında kitap iki ayrı roman. İlki Hiroshima'nın Çiçekleri; ikincisi de Hiroshima'nın Tohumları ama Can Yayınları'nın o dönemde kullandığı isim bu şekilde olmuş). Romanı Kyoto-Hiroshima arası yaptığımız tren yolculuğunda okudum ve bitirdim. Sonrasında hemen otelimize gidip eşyamızı bıraktık ve hemen "Hiroshima Peace Memorial Museum"a gittik. Aslında iyi kötü ne göreceğimizi biliyordum. Bu müzenin II. Dünya Savaşı'ndan sonra açılan bir müze olduğunu, atom bombasının Hiroshima'yı nasıl yerle bir ettiğini biliyordum ama öyle olmadı. II. Dünya Savaşı'na olan ilgim nedeniyle savaşın derin izler bıraktığı yerleri ziyaret etmeyi de seviyorum. Savaşa ilişkin görsel anlamda en ağır darbeyi 2005 yılında Dachau Toplama Kampında (Almanya) aldığımı düşünürken Hiroshima'daki müzede gördüklerim, dinlediklerim, okuduklarım tüm yaşam enerjimi çekip aldı sanki. Bir insan bir insana nasıl böyle bir şey yapabilirdi?

6 Ağustos 1945 sabah saat 8:15'te insanlık tarihinin ilk atom bombası Hiroshima'ya atıldı. Yandaki saat o dönemden kalma bir saat. Hedef Hiroshima'nın merkezindeki T şeklindeki Aioi Köprüsü idi ama bomba küçük bir sapmayla köprünün üzerine değil de yukarıdaki resimde fonda gördüğünüz kubbe şeklinde bir çatısı olan ticaret merkezinin üstüne düştü. Elbette ilk düştüğü anda merkeze yakın ve dışarıda olan yüzlerce kişi anında öldü ama o günden itibaren ölecekler arasında belki de onlar en şanslılarıydı. İlk anda can vermeyen yüzlerce insan takip eden üç gün içinde vücutları onarılamayacak derecede yandığı için çok büyük acılar içinde hayatlarını kaybetti. Sonrasındaki dönemde ise yüzlerce insan bombanın bıraktığı radyasyonun etkisiyle başta kanser olmak üzere pek çok farklı hastalığa yakalandı.

O müzede görüp dinlediklerimi satırlara dökmem inanın çok zor. Edita Morris'in kitaplarını okuyarak gitmem çok anlamlı oldu ama müzenin bende bıraktığı acı izi derinleştirdi kitaplar. Öylesine güneşli bir gündü ki o gün. Müzeden çıkıp da yanda resmini gördüğünüz parkta (parkın sonu Aioi Köprüsü'ne varıyor) yürümeye başladığımızda eşim de ben de çok sessizdik. Kelimeler düğümlenmişti sanki boğazımızda. Uzunca bir süre konuşamadık birbirimizle. Kendi dünyalarımızda kaybolmuştuk sanki. Anlamakta güçlük çekiyorduk böyle bir şeyin gerçekten yaşandığını.

Dünya tarihinin en büyük ayıplarından biridir Japonya'ya atılan atom bombaları. Teorik olarak geliştirilmiş bir bombanın denemesi Hiroshima'da, doğrulaması da üç gün sonra 9 Ağustos'ta Nagasaki'de yapıldı. Hiroshima'ya atılan bombanın adı "little boy", Nagasaki'ye atılanın adı ise "fat man"di.

İyi ki imkânımız oldu da gittik Hiroshima'ya. İnsana yapılabilecek en büyük kötülüğün ancak bir başka insan tarafından yapılabildiğini görmüş olduk. Hissettiklerimi ben kıt kanaat anlattım. Nazım Hikmet daha öz bir şekilde anlatmış, Zülfü Livaneli bestelemiş, Sevingül Bahadır seslendirmiş.

KIZ ÇOCUĞU (HIROSHIMA)
Kapıları çalan benim,
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem,
göze görünmez ölüler.

Hiroşima da öleli,
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuşdu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Çalıyorum kapınızı,
teyze amca bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şekerde yiyebilsinler .

Nazım Hikmet RAN (1956)




Dec 20, 2012

Yaban Koyununun İzinde

Orijinal Adı: 羊をめぐる冒険
Türkçe Adı: Yaban Koyununun İzinde
Yazar: Haruki Murakami
Çevirmen: Nihal Önol
Sayfa Sayısı: 353
Değerlendirmem: 3/5
Ben bu kitabı okurken...: ... okuduklarıma tam anlamıyla müdahil olamadım bir türlü.

NEDEN BU KİTAP?
Neden olacak? Yazar Ayları etkinliğimiz nedeniyle tabii ki...

KONUSU:
Romanın isimsiz kahramanı  günün birinde müşterisinin işinde manzara arka planının önünde otlayan koyunların olduğu bir fotoğraf kullanır. Ardından da bütün hayatı değişir. Gündelik hayatını arkasında bırakıp, gizemli bir yolculuğa çıkmak zorunda bırakılır. Çünkü bilmeden kullandığı o fotoğrafta sırtında yıldız işareti bulunan daha önce hiç bir yerde görülmemiş bir koyun vardır.

DEĞERLENDİRMEM:
İlk Murakami kitabımdı bu kitap ve heves ettiğim kadar beğenemedim bu romanı. Yine de halen yazarın diğer kitaplarını merak ediyorum. Hatta Sahilde Kafka ile devam edeceğim sanırım 2013 yılında Murakami macerama.

Gelelim neden bu romanla tam kaynaşamadığımıza... Öncelikle galiba beklentim haddinden fazla yüksekti herhalde bu roman için. 2013 Nisan'ında yapmayı planladığımız Japonya turu öncesi kendimden gazlıydım birazcık. Her şeyin bir koyun uğruna olması fikrini ve büyülü Japonya tasvirlerini (özellikle de Junataki-cho'ya olan tren yolculuğunu) çok hoş bulmama karşın yaban koyununun izine anlatıcıyla aynı tempoda düşemedim bir türlü. Hızımı düşürenin ne olduğunu bulacağım derken de roman bitiverdi. Sonunu da pek etkileyici bulamadım. O yüzden yaban koyununun yıldızıyla benim yıldızım da tam olarak barışamadı. Goodreads'de okuduğum yorumlar da gösteriyor ki II. Dünya Savaşı sonrası Japon tarihini az biraz bilsem Murakami'nin metaforlarını daha iyi anlayabilirmişim ama olan oldu artık. Sözün özü, kitabın geneline ilişkin görüşüm olumlu. 2012 Nobel Edebiyat Ödülü adaylarından Murakami'nin okunması gerektiğini düşünüyorum.

Murakami demişken, Onur'un Seyir Defteri'ndeki çok beğendiğim Murakami yazısı için buraya tıklayın lütfen.

Dec 5, 2012

Yazar Ayları Devam Ediyor...

YAZAR AYLARI | ARALIK | HARUKİ MURAKAMİ

Diloş'un Kayfesi'nin Ekim ayında Ayfer Tunç, Kasım ayında İhsan Oktay Anar için düzenlediği etkinliğe Aralık ayında da Haruki Murakami ile devam ediyoruz. Etkinliği bilmeyenler için kısaca özetleyeyim:

Katılımcılar Aralık ayında Haruki Murakami'den seçtikleri bir kitabını okuyup, (varsa) blogları varsa bloglarında yorumluyorlar. Katılmak isteyenler yazarın hangi kitabını seçtiklerini buraya yorum olarak bırakıyorlar. Ben de katılımcı listesini oluşturup, (varsa) blog linklerini paylaşıyorum. Kitaplar okunup yorumlandıktan sonra yorum linklerini de paylaşacağım. İsteyenler kendi bloglarından da yandaki resmi kullanıp etkinliği duyurursa çok memnun olurum.

Ben ilk kez bu yazardan bir kitap okuyacağım ve Aralık ayı için seçtiğim Murakami kitabı Yaban Koyununun İzinde. Sizler hangi kitapları seçeceksiniz bakalım? 1Q84 diyecek olanları şimdiden tebrikler :)


KATILIMCILAR

Moriçe / Yaban Koyununun İzinde / Değerlendirme
Pinuccia'nın Kitapları / Yaban Koyununun İzinde / Değerlendirme
Kitaplarım ve Ben /1Q84 / Değerlendirme
Sap ya da Saman / İmkansızın Şarkısı / Değerlendirme
Idyllic / Sahilde Kafka / Değerlendirme
Kalem Darbesi / 1Q84