Oct 29, 2016
[Blog Tur] Kazananın Laneti - Marie Rutkoski | Kitap Yorumu
Orijinal Adı: The Winner's Curse (The Winner's Trilogy, #1)
Türkçe Adı: Kazananın Laneti (Kazananın Üçlemesi, #1)
Yazar: Marie Ruthoski (ABD)
Çeviri: Barış Mol
Sayfa Sayısı: 363
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Değerlendirmem: Çok çok iyi
Ben bu kitabı okurken...: ... tura yetişmek için hep bitirme stresi içerisindeydim..
NEDEN BU KİTAP?
Bloglara azalan ilgiye direnen Kitap Oburlarından biri olduğum için.
KONUSU (ARKA KAPAKTAN:
On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin'in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur.
Kestrel, Arin'i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine aşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç aşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına;ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.
DEĞERLENDİRMEM:
İtiraf ediyorum, bu kitabın blog turunun yapılması önerildiğinde sadece grubun geneline uymak için kabul etmiştim. Çok fazla genç yetişkin, fantastik/distopik türde blog turu yapmıştık ve bu tür bana artık çok sıkıcı gelmeye başlamıştı. Bu nedenle kitabı okumaya hem çok temkinli hem de kitap elime seyahatlerim nedeniyle geç ulaşınca çok stresli başladım. Tura katılmak istiyordum ama kitabı sevmemekten korkuyordum. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi.
Kitaba olan tüm önyargıma karşın BEN BU KİTABA BAYILDIM. Sonunda Amerikalı yazarlardan seri üretim tadında çıkan genç yetişkin klişelerinden kendini kurtarmış ve gerçekten çok orijinal bir kurgu vardı karşımda. Karakterlerden tutun da sınıf çatışmalarına, ilişkilerden tutun da siyasi ve askeri stratejilere, oyunlara, entrikalara kendi şahsına münhasır çok başarılı bir kitaptı Kazananın Laneti. Özellikle de kitabın sonunda yazarın bu kitabın fikrini nereden nasıl aldığını öğrenmem bambaşka bir lezzet oldu. Bana kalırsa siz de benim gibi yapın ve kitap bitmeden yazarla ilgili o son iki sayfayı okumayın veya internette araştırma yapmayın veya yorum okumayın. Benim ki tesadüfen oldu ama tavsiyem bu size.
Benim yaş grubumda (+35 diyeyim) genç yetişkin çok okunan bir tür değil. Adı üstünde genç yetişkin. Okunmamasının bir nedeni isminin yanıltıcı olması. Bir diğer nedeni de genelde bu türde distopik/fantastik kitaplar çıkması ve benim akranlarımın bu türe uzak hissetmesi veya bu türle kendini ilişkilendirememesi. Bu yazıyı bu akranlardan okuyan varsa bu kitabı rahat rahat okuyabilirsiniz. Korkmayın genç yetişkin diye. Kurgu gayet yetişkin, karakterler gayet uygun ve en güzeli vıcık vıcık aşk dolu (Gamze ile birebir aynı ifadeyi kullanmışım ama bu yazıyı yazdıktan sonra onun yazısını okudum :), bunaltan bir ortam yok. Ana karakterlerin ikisi de (Kerstel ve Arin) çok kuvvetli karakterler ve yazarın bu ikisinin nasıl birer yetişkine dönüştüğü ve birbirleriyle olan ilişkilerinin gelişimini aktarma tarzı çok iyi.
Etiketler:
2016 Kitapları
,
Amerika
,
Blog Turları
,
Çok İyi Kitaplar
,
Genç Yetişkin
,
Kitap Oburları
,
Pegasus Yayınları
May 5, 2015
[Blog Tur] Kızıl Yükseliş - Pierce Brown | Distopyanın Yeni Süperstarı Pierce Brown
Pierce Brown dünyalar yaratır. Bu dünyalardan birisi etkileyici çıkış romanı Kızıl Yükseliş için yarattığı distopik gelecek. Diğer dünyaları ise şimdilik yatak odasında. İlk göreceğiniz bir dizi DVD, Battlestar Galactica serisinin tamamı Indiana Jones ve Yüzüklerin Efendisi’nin yanında. Dikkatli bir şekilde düzenlenmiş kitap raflarını deri ciltli fantastik romanlar doldururken küçük heykelcikler üst raflardan gözlerini size dikmiş durumdalar. Çerçeveli ve gösterişli bir Ölüm Yıldızı derebeyi Grand Moff Tarkin masasının üzerinde post-itler ve polaroid resimlerle dolu ilham duvarının üzerinde asılı duruyor.
“Ne zaman odama biri girse, onun her zaman nerd IQ’sunu test ederim” diyor. “O kim diye sorsalar, 'Ah o mu, amcam Grand Moff,' diyorum. Eğer kim olduğunu biliyorlarsa sonsuza dek arkadaş oluyoruz – ömür boyu beleş bira ve ardından da tabii ki Yıldız Savaşları maratonu.”
Üç yıl önce, 23 yaşında, Pierce Brown Kızıl Yükseliş’i Random House’tan Del Rey’e sattı. Yayıncılar sadece kitabı almadı, bunun yanında onunla baştan üç kitaplık bir anlaşma yaparak diğer yayıncıların sonradan Brown’un kafasını karıştırmalarının önüne geçtiler. Kızıl Yükseliş’in editörü Mike Braff’a göre bu önleyici teklif yeni çıkan bir yazar için oldukça “nadir” yakalanan bir fırsattı. Hem yayın dünyası hem de Hollywood bir sonraki büyük hak alımı için resmen avlanıyor ve Brown’un üç kitaplık serisi eğer aradıklarıysa, bu demektir Brown milyoner olmak üzere (Açlık Oyunları’nın yazarı Suzanne Collins’in 55 Milyon Dolarlık bir servetinin olduğu tahmin ediliyor). Brown ilk filmin senaryosunu yazdı bile ve Universal Pictures’a 7 basamaklı bir tutara sattı. Marc Foster -Dünya Savaşı Z, Düşler Ülkesi ve Kesişen Yollar filmlerinin yönetmeni- ve Joe Roth -Alis Harikalar Diyarında ve Angelina Jolie’nin yeni filmi Malefiz’in yapımcısı- işin içinde. Brown’un kitabı artık satışta olduğu için gelecekteki filmlerinin başarısını kitabının satış figürlerine bağlı. Tabii ki bu Brown’un karşısına geçip oturduğunuzda hissedeceğiniz bir baskı değil.
“Gerilecek kadar bilmiyorum,” diyor Brown ama yine de sanki biraz sıkılgan. “Hayır,” diyor, sanki içindeki tereddüdü yok etmek istermişçesine. “İşaretlenmesi gereken her kutu işaretlendi. Sadece şimdiye kadar olması gereken terslikler henüz olmadı. Haberler hep iyi. Bu nedenle tecrübesizliğim ve başarısızlık korkum dışında endişelenmemi gerektiren bir durum yok.”
Romanı sattığında Brown NBC için çalışıyordu ve eski siyaset bilimi hocasının garajında yaşıyordu. “O dönemde bedava bir kiralık yeri reddedecek durumda değildim,” diyor. Artık Brown’un üç ev arkadaşıyla paylaştığı bir dairesi var, günlük işinden ayrılmış durumda, İstanbul’da arkadaşlarıyla yaptığı tatilden yeni döndü ve ilk romanı yayınlandı. Neredeyse büyüleyici denilebilecek bir hayat sürüyor. Random House’un Brown’u seçmiş olması işe yaramaya başladı bile. Kitap şimdiden Açlık Oyunları, Harry Potter serisi, Sineklerin Efendisi ve Taht Oyunları ile karşılaştırılmaya başlandı bile. New York Times Çok Satanlar yazarlarından Terry Brooks ise kitaba 5 yıldız verdiğini ve Brown’un yazım tarzı tarafına mest olduğunu yazdı.
Biz Brown’un odasındayken, o ayakları kendisi tarafından bir el baltasıyla 10 cm kısaltılmış bir sandalyede oturmayı tercih ediyor. Bu babasının eski deri sandalyesi, koyu ahşap ve rahat görünüyor. “Bunu plaja götürüyorum ve yazıyorum veya okuyorum,” diyor. Yerde yanında duran birasını ara ara yudumluyor. “Onu sadece dışarı götürüyorsun ve süper rahatsın,” diyor.
Brown’un odasındaki her eşyanın bir hikayesi var. Yatağının yanında köşede 1800’lerden beri ailesine ait eski bir sandık var. İçinde çizgi romanları duruyor. Yatak başlığının üzerinde Clawdius isminde, ailesinin 9 yaşındayken kendini iyi hissetmediği bir dönemde hediye ettiği bir kutup ayısı var. Kapının yanında üzerinde ölü bir kuşun üzerinde duran iki erkek kardeşin yer aldığı çerçevesiz bir kanvas var.
Brown ilk ilham kaynağının Runyon Kanyonu olduğunu itiraf ediyor. Yanına bir sırt çantası dolusu atıştırmalık, bir Red Hat şapkası ve yürüyüş ayakkabıları alarak yola çıkmış ve dağ tırmanışı yaparken Kızıl Yükseliş fikrini aklına gelmiş.
“Antigone’un hikayesini okuyordum. Daha doğrusu tekrar okuyordum. Kızıl Yükseliş fikri bunun ardından geldi. Sonrasında arkadaşlarımla tırmanışa gittik. Üç kişi tek bir ipe bağlı olarak dikey tırmanış yapıyorduk. O an düşüncelerimle baş başaydım. Baldırlarım ve kalçam cayır cayır yanıyordu. O tırmanış boyunca hep 'daha az yerçekimi olsa her şey çok daha kolay olurdu' diye düşünüp durdum. Böylelikle Mars’ı düşünmeye başladım ve sonra Antigone ve diğer fikirler işin içine karıştı. Bazı arkadaşlarımla düşüncelerim hakkında beyin fırtınası yapmaya başladım.”
Diğer pek çok genç yetişkin distopya romanı gibi, Kızıl Yükseliş de en güçlü olanın yaşamını sürdürmesi ilkesi üzerine kurulu fütüristik bir düzen hakkında. Renkler toplumdaki yerinizi belirliyor. Kahramanımız, 16 yaşındaki Darrow bir Kızıl yani en düşük kasttan ve madenciliğe mahkum ve Mars’ı yaşanabilir bir gezegen yapmaya uğraşan bir hayat sürmek zorunda. Darrow’un bilmediği ve hızlıca ortaya çıkardığı ise Kızılların uzun zamandır Altınlar tarafından sömürüldüğü.
Roman boyunca Darrow hayatından kopartılan birçok insan için adaleti sağlamanın peşinde.
“Hikayenin tamamı başkalarının sizde yarattığı limitleri yıkmak üzerine ve kötülük üzerine. Kötülük ise sadece açgözlülük. Yani açgözlülüğe karşı savaşmak, bencilliğe karşı savaşmak ve toplumun size bulunmanızı dikte ettiği yerden daha yukarıya çıkmaya uğraşmak.”
Brown Kızıl Yükseliş’i yazmaya başladığında 22 yaşındaydı ve Seattle’da ailesinin garajının üzerinde yaşıyordu. Onun öncesinde pazarlama işinde ve 9 aylığına da bir senatörünü seçim kampanyasında çalıştı. Kızıl Yükseliş’in ilk taslağını yazması Brown’un 2 ayını, sonrasında kitabı yayıncılara beğendirecek ve daha iyi bir hale getirecek düzeltmeleri yapması ise çok daha fazla zamanını aldı.
Runyon Kanyonu’nda bir bankta otururken, başarısızlığın ne kadar olası olduğunu unutmamak için banyo duvarlarına yayıncılardan aldığı ret mektuplarının üzerinde asılı olduğu bir iple bağladığını söylüyor. Akşamüstü olmuş, hava sıcak ve kanyondaki yürüyüş yolu neredeyse bomboş. Brown sırt çantasındaki atıştırmalıkları çıkartıyor: badem, elma ve ahududu, her biri kilitli poşetlerin içerisinde. “Şeker (diyabet) sorunum var,” diyor.
Brown 2011 yılında, kitabını yazıp bir ajans ile anlaştıktan sonra Los Angeles’a taşındı ve NBC için çalışmaya başladı. NBC’de birilerini dolaştırırken Random House’tan kitabının basılacağı haberini aldı.
Arka bahçedeki masada oturuyoruz. Kitabı yayınlanmış bir yazar olarak Brown apartman dairesindeki havanın bir miktar değiştiğini anlatıyor. Erken kalkıyor, her çeşit sosyal medyadan uzak duruyor ve akşam üstüne kadar yazıyor. Günün geri kalanında ise yazmaya dair hiçbir şey yapmıyor.
Ev arkadaşları bir yana, başarılı bir yazarın süreceği bir hayat sürüyor. Brown projesi için endişeli olmadığını söylese de aslında endişeli. Sadece bu konuya odaklanmak istemiyor. Aslında aklını bu konudan uzaklaştırmak için başka yazma projelerine başlamış durumda. Yani Brown’u meşgul eden sadece Kızıl Yükseliş’in devam kitabı değil. TV projeleri için de fikirler geliştiriyor ve bu projeler kargacık burgacık yazılarla odasının duvarlarında yer alıyor.
Brown bırakın kendisi hakkında konuşmayı, başkalarının kendisi hakkında konuşmalarını da sevmiyor. Ona sorular sorduğunuzda, hemen size aynı soruyu soruyor. Bir soruya yanıt verdiğinde, sizi de yanıta dahil etmeye çalışıyor. Kızıl Yükseliş’in kapağında kendisi hakkında yazanlar dahi oldukça filtreli ve okuyucuya sanki başka bir kurgu okuyormuş havasını veriyor.
Artık akşam oluyor ve Brown’un birası bitmek üzere. “En sorumluluk sahibi ev arkadaşıyım ama bazen de partide en çok içip dağıtan oluyorum,” diyor. “Elektrik faturalarını ben ödüyorum. Bu yüzden sürekli evin içinde dolanıp lambaları kapatıyorum. Bazen evin babası olmam gerekiyor ve bunu pek sevmiyorum çünkü başkalarına ne yapmaları gerektiğini söylemeyi sevmiyorum.”
Brown aslında kontrol edemediği bir durumun ortasında ve o kontrolü kaybetmeyi seven bir insan değil. Bu nedenle kitabın film sürecinin her aşamasında yer almak istiyor. Kendisi ve okuyucusu için yarattığı dünyanın tüm detaylarının filme yansımasını istiyor. Yorgun ama memnun. “Umarım bu kitap popüler olur ama tamamen buna güvenemem. O yüzden söylemesi çok zor,” diyor ve gülümsüyor.
Metnin orijinali ve fotoğraflar Buzzfeed.com web sitesine aittir. Kitap Oburları'nın Kızıl Yükseliş blog turu için çevrilmiştir.
Metnin orijinali ve fotoğraflar Buzzfeed.com web sitesine aittir. Kitap Oburları'nın Kızıl Yükseliş blog turu için çevrilmiştir.
Etiketler:
Bilim Kurgu
,
Blog Turları
,
Distopya
,
Kitap Oburları
,
Kızıl Yükseliş
,
Pegasus Yayınları
,
Pierce Brown
May 24, 2014
[Blog Tur] İdhun Günlükleri Direniş - Laura Gallego Garcia | Alıntılar
Orijinal Adı: La Resistancia (Memorias de Idhún, #1)
Türkçe Adı: Direniş (İdhun Günlükleri, #1)
Yazar: Laura Gallego Garcia (İspanya)
Sayfa Sayısı: 527
Yayınevi: Pegasus Yayınları (2014)
Türü: Genç yetişkin, fantastik
Değerlendirmem: %86 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... her karakteri hayatımdan gelmiş geçmiş biriyle eşleştirebildim.
NEDEN BU KİTAP?
Oburlukta sınır tanımıyoruz da ondan.
KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Üç ay ve üç güneşin diyarı İdhun'da, karanlık büyücü Ashran hâkimiyeti ele geçirir.Yaşadıkları dünyadan kaçan bir savaşçı ile büyücü, yeryüzünde yaşayan Jack ve Victoria'yı da aralarına alarak Direniş'i kurar. Amaçları kanatlı yılanların hâkimiyetini sona erdirmektir ama Ashran'ın bu iş için özel olarak görevlendirdiği genç ve acımasız katil Kirtash buna izin vermemeye kararlıdır.
DEĞERLENDİRMEM:
En son okuduğum fantastik kitapla bu kitap arasında farklı türlerde bir sürü kitap okuyunca sevdiğim ve özlediğim bu türe geri dönmek bir başka güzeldi bu sefer. Çok olumlu fikirlerle başladım kitaba. Kitabın ciltli, şömizli olması gibi verdiği yan hazlar da vardı elbette ama bu kitap bitirdiğimde her yönüyle çok özel bir kitap oldu benim için.
Kitabın üç karakterini de yaşamımda birileriyle eşleştirebildim. Burada özel hayatımdan detaylar vermeyeceğim elbette. Kanatlı yılanlar, ejderhalar, tek boynuzlu atlar falan da yok benim dünyamda ama karakterlerin yaşadıklarını kendi yaşamımdan olaylarla ilişkilendirince hem Victoria-Jack-Kirtash arasında neler yaşanacak diye merak edip durdum romanı okuma sürem boyunca, hem de tüm bunların fantastik bir ortamda yaşanmasından, büyülü karakterlerden, gizemli dünyalardan inanılmaz bir keyif aldım. Yalnız özünde sanırım bu romanı fantastik kurgu okurmuş gibi değil de aşk romanı okurmuş gibi okudum ki emin olun fantastik öğeler her daim ön planda. Yani tuhaflık bende.
İki dünya arası gidip gelen kitaplara ayrı bir sempatim var. Direniş'te de olayların bir kısmı Dünya'da, bir kısmı ise İdhun'da geçiyor. Hatta bu kitapta iki farklı diyara ek bir de Limbadh diye de bir yer var ki burası ne Dünya'da ne İdhun'da yer alıyor; arada kalmış, sürekli gecenin yaşandığı ve ayrı bir ruha sahip bir başka diyar. Ruh derken mekanın, Limbadh'ın ruhundan bahsediyorum ki bu fikri başlı başına enteresan buldum.
Yaşantımdan bir kişilerle, olaylarla ilişkilendirebileceğim bu kadar çok öğeyi barındıran bu fantastik kurgu serisinin devamını merakla beklediğimi tahmin edersiniz herhalde. Üç ana karakterin (Victoria, Jack ve Kirtash) başına neler geleceğini ve serinin devam kitabında yaşanacakları yine kendi hayatımla eşleştirip eşleştiremeyeceğim ise benim için büyük bir merak konusu.
Gelelim kitaptan yaptığımız alıntılara. (Yukarıda kitabı aşk romanı gibi okuduğumu söylemiştim. Sanırım bu biraz alıntılara da yansıdı :)
ALINTILAR
"Ejderhalar. Devasa, muhteşem, korkutucu ve çok güzeldiler. Sadece efsanelerde ve halk hikayelerinde var olan mitolojik yaratıklar. Jack oldukça etkilenmişti. Onları takip etmek istedi ama gitmişlerdi bile. Günün ilk ışıklarına doğru uzaklaşmalarını sakince seyretmeye karar verdi ama önünde uçan ejderhalar durmuştu. Jack bir şeylerin yolunda gitmediğini anladı."
Jack sf. 38
"Kirtash'ın buz kesmiş ölümcül gözleri".
Jack gözlerini o bakışlardan ayırmadan bir adım geri attı. O korkunç his onu bir defa daha sarıyordu.
"Soğuk"
Jack sf. 104
"Kirtash gülümsedi.
Biz madeni bir paranın iki yüzü gibiyiz, Victoria. Birbirimizi tamamlıyoruz. Ben varım, çünkü sen varsın. Aynısı bunun tersi için de geçerli."
Kirtash sf 222
"Birisi büyüyle arasına girmiş, Elrion'un büyüsü ile Kirtash'ın büyüsü Victoria'yı korumak için karanlığın içinden çıkan bu beden üzerinde karşılaşmış, sonucunda rengarenk bir patlama oluşturmuştu. Patlama korkunçtu ama renkleri göz kamaştırıyordu. Tıpkı bir yıldızın ölümü gibiydi."
Sf. 225
"İkisi de karşılaştıklarında birbirlerine ne söyleyeceklerini defalarca hayal etmişti ama karşı karşıya geldikleri o anda ikisinin de zihni boş birer kağıt gibiydi."
Sf. 269
"Ne konuşmak istiyorsun?" diye sordu.
Ama cevap onu afallattı.
"Seni"
Kirtash gözlerinin içine bakınca genç kızın içi ürperdi.
"Anlamıyorum" dedi genç kız. "Benden ne istiyorsun?"
"Emin değilim" diye itiraf etti. "Belki seni anlamak, seni tanımak. Belki...seni bir daha görmemek. Anlamaya çalışıyorum"
Kirtash- Victoria sf 320
"Bunu bana neden yapıyorsun?" diye fısıldadı. "Bu doğru değil."
"Hayat doğru değil."
Kirtash-Victoria sf. 324
"Victoria Jack'in kulağına, "Sana yalvarırım," diye fısıldadı.. "Sana yalvarırım Jack, benden nefret etme..."
"Nasıl?..." diye cevapladı Jack şaşkındı. "Senden nefret etmek mi? Ama ben..."
Victoria- Jack sf 336
"Seni çok düşündüm" diye cevapladı, "seni öldürebileceğim ama öldüremediğim o geceden beri. Seni öldürmem gereken o geceden beri. Ama sana her baktığımda sadece seni korumak istiyorum, Victoria." Christian sf. 355
"Sana ne teklif ettiğimi mi soruyorsun?" dedi yüzünde hafif bir gülümsemeyle. "Her zaman yanında olmayacağım. Daima varlığına güvenebileceğin bir arkadaşın olmayacağım. Ben hep yalnız birisi oldum ama sana göz kulak olacağım. Ve gerekirse seni hayatım pahasına koruyacağım. Sadece bir duygu yüzünden."
Sf. 356. Kirtash
"Sana... seni tüm ruhumla sevdiğimi, seni kaybetmek istemediğimi, seni mutlu etmek için her şeyi feda edebileceğimi söylemek için yüzlerce fırsatım oldu. Oysa bunları ancak sen başka birine aşıkken ve kalbin kırıkken söyleme cesareti bulabiliyorum."
Jack | Sayfa 372
21 - 24 Mayıs Tur Programı
21 Mayıs | raflarinarasindan.blogspot.com - Ön Okuma
21 Mayıs | mirielenda.blogspot.com - Kitap Yorumu
22 Mayıs | segesegese.blogspot.com - Yazar Tanıtımı
22 Mayıs | kutsalyorumcu.blogspot.com - Kitap Yorumu
23 Mayıs | sssuigenerisss.blogspot.com - Kitap Kapakları
23 Mayıs | sohbetedecekkimseyok.blogspot.com - Kitap Yorumu
24 Mayıs | thcodex.blogspot.com - Kitap Yorumu
24 Mayıs | pinucciasbooks.blogspot.com - Alıntılar
Bu güzel tur için Pegasus Yayınları'na tekrar çok teşekkürler. Gerek yorumum gerek alıntılar ile bu kitabı merak ettiyseniz facebook sayfamızda hala devam eden bir yarışmamız var. Hemen ona katılmanızı öneririm. Facebook sayfamıza buradan ulaşabilirsiniz :)
21 Mayıs | mirielenda.blogspot.com - Kitap Yorumu
22 Mayıs | segesegese.blogspot.com - Yazar Tanıtımı
22 Mayıs | kutsalyorumcu.blogspot.com - Kitap Yorumu
23 Mayıs | sssuigenerisss.blogspot.com - Kitap Kapakları
23 Mayıs | sohbetedecekkimseyok.blogspot.com - Kitap Yorumu
24 Mayıs | thcodex.blogspot.com - Kitap Yorumu
24 Mayıs | pinucciasbooks.blogspot.com - Alıntılar
Bu güzel tur için Pegasus Yayınları'na tekrar çok teşekkürler. Gerek yorumum gerek alıntılar ile bu kitabı merak ettiyseniz facebook sayfamızda hala devam eden bir yarışmamız var. Hemen ona katılmanızı öneririm. Facebook sayfamıza buradan ulaşabilirsiniz :)
Etiketler:
2014 Kitapları
,
Blog Turları
,
Fantastik Kurgu
,
İspanya
,
Kitap Oburları
,
Mükemmel Kitaplar
,
Pegasus Yayınları
Jan 29, 2014
[Blog Tur] Demir Kral - Julie Kagawa | Ekstra Sahne (İlk Öpücük)
Orijinal Adı: The Iron King (Iron Fey, #1)
Türkçe Adı: Demir Kral (Iron Fey, #1)
Yazar: Julie Kagawa (ABD-Japonya ortak yapımı :)
Sayfa Sayısı: 416
Yayınevi: Pegasus Yayınları (2013)
Türü: Fantastik Kurgu, Genç Yetişkin
Değerlendirmem: %89 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... ikinci kez okumama rağmen yine heyecanlandım, yine ilk kez okuyormuş gibi beğendim.
NEDEN BU KİTAP?
Obur kitap perileriyiz biz de ondan :)
KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Evde ve okulda çevresine uyum sağlayamayan Meghan on altıncı yaş gününde hayatında bir terslik olduğunu hisseder. Karanlık bir yabancı onu izlemeye ve muzip dostu aşırı korumacı davranmaya başlamıştır. Ancak gerçek, bütün tahminlerin ötesindedir; genç kız, efsanevi bir peri kralının kızı ve ölümcül bir savaşın en önemli piyonudur.
Bu gerçekle yüzleşen Meghan, kardeşini perilerden kurtarmak, hiçbir perinin yüzleşemeyeceği gizemli bir canavarı durdurmak ve doğuştan hakkı olan güçleri yönetmek için ne kadar ileri gidebileceğine kendi bile şaşıracaktır. Bu macerada ona tuhaf bir ekip eşlik edecektir: en yakın dostu, fazlasıyla ilgili ve şakacı Puck; sürekli ortadan kaybolan kedi Grimalkin… Ve yasak aşkın vücut bulmuş hali, soğuk kalpli Prens Ash.
DEĞERLENDİRMEM:
Yaklaşık üç sene önce yabancı bloglarda görüp önce kapağına sonra konusuna bayılarak Amazon'dan almıştım Iron Fey serisinin ilk iki kitabını. Daha sonrasında da serinin kalan kitaplarıyla novellalarını toparlamıştım. İlk kitabı alır almaz okumuştum ama devam kitapları halen raflarda okunmayı bekliyor. "Nasıl yani?" diye soranlar için kütüphanemizde olup henüz okumadığım yaklaşık 200 kitapla aynı kaderi paylaştığını söyleyebilirim bu kitapların. (Bu arada geçen hafta sonu yaptığımız sayıma göre evdeki kütüphanemizde 533 kitabımız var :)
Kitap Oburları olarak Demir Kral'ın turunu aldığımızda çok sevindim. Devam kitaplarını da hemen okurum artık diye. Hatta "Winter's Passage" isimli novellayı (Iron Fey, #1.5) Demir Kral'dan hemen sonra okudum ama Okuma Şenliği kitaplarım nedeniyle Mart'tan önce serinin ikinci kitabına geçemeyeceğim.
Kitabın konusunu ve birinci kitabın nerede bittiğini büyük ölçüde hatırlamama karşın üç sene sonra kitabı tekrar okumam aldığım keyfi zerre azaltmadı: Ash'in soğukluğunu (!) yine sevdim. Kedilerden hiç hoşlanmayan bir şahıs olan ben Grimalkin'i yine sempatik buldum (Alıp eve koyarım yani). Puck'a yine uyuz oldum (Durumum Team Ash yani). Kullanılan fantastik öğelerin bir kısmı tanıdık adaptasyonlar olmalarına karşın beni yine rahatsız etmedi.
Julie Kagawa her şeyi tadında bırakmıştı sanki: Aşkı da, macerayı da, insanların gerçekliğiyle perilerin gizemini de. Hal böyle olunca kitabın 16 yaşında bir karakterin etrafına kurulmuş klasik bir genç yetişkin romanında bulunan tüm öğeleri barındırması da gözüme batmadı. Yazarın öyle güzel bir yazım tarzı vardı ki okurken yormuyor ve siz romanda ilerledikçe roman sanki sürekli tazeleniyordu. Olayların Meghan'ın bakış açısıyla anlatılması da sevdiğim diğer bir yöndü. Meghan'ın dilinden anlatılanlar onun yaşadıklarını inanılabilir kıldı benim için.
Son olarak, kitabın periler arasındaki bir aşk romanı olmamasını çok sevdim. Kitaptaki aşka dair tüm öğeler ikinci planda bırakılmıştı. Fantastik karakterlerle olayların geçtiği peri diyarı olan Olurolmaz'ın kendine has dokusu hep ön plandaydı. Demir Kral'ın varlığı ile bu varlığın Meghan-Puck-Ash üçlüsünden bağımsız olması da romana ayrı bir özgünlük katmıştı.
Fantastik kurgu severlerin kütüphanelerinde kendine yer açabilecek bir kitap Demir Kral. Okuyunuz efendim. "Çekilişte şansımı mı denesem?" diyorsanız buraya buyurun efendim.
Gelelim bu turda bana düşen göreve. Diğer turlardan farklı olarak bu tura özel kitapta zaten var olan bir bölümü yazar Kagawa kitabın genelindeki gibi Meghan'ın bakış açısının yanı sıra "İlk Öpücük" adıyla Kış Prensi Ash'in bakış açısıyla yazmış. Adından da anlaşılabileceği gibi Meghan ve Ash'in ilk kez öpüştükleri sahne. Ben de oturdum, sizler için Türkçe'ye çevirdim bu kısmı. Keyifli okumalar...
25-31 Ocak Tur Programı
25 Ocak | sssuigenerisss.blogspot.com | Çekiliş
26 Ocak | sohbetedecekkimseyok.blogspot.com | Ön Okuma
27 Ocak | segesegese.blogspot.com | Yazar Tanıtımı
28 Ocak | raflarinarasindan.blogspot.com | Alıntılar
29 Ocak | pinucciasbooks.blogspot.com | Ekstra Sahne (İlk Öpücük)
30 Ocak | kutsalyorumcu.blogspot.com
31 Ocak | mirielenda.blogspot.com
31 Ocak | thcodex.blogspot.com | Bunları Biliyor Musunuz?
Etiketler:
2014 Kitapları
,
Amerika
,
Blog Turları
,
Kitap Oburları
,
Mükemmel Kitaplar
,
Pegasus Yayınları
Apr 4, 2013
[Blog Tur] Ejder Ateşi - Sophie Jordan | Yazarla Söyleşi
Orijinal Adı: Firelight (Firelight, #1)
Türkçe Adı: Ejder Ateşi (Ejder Ateşi, #1)
Yazar: Sophie Jordan (ABD)
Çevirmen: Zeynep Heyzen Ateş
Sayfa Sayısı: 317
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Değerlendirmem: %58 - Eh işte
Ben bu kitabı okurken...:... Kızkardeşim Meksikalı sevgilisiyle evlendi.
NEDEN BU KİTAP?
Oburum ben oburum, oburum, oburum :)
KONUSU (Arka Kapaktan):
Jacinda bir drakidir... Ejderha soyundan gelen ve en büyük savunma gücü insana dönüşmek olan bir ırka mensuptur. Küçük yaştan itibaren özel yeteneğiyle göze çarptığını ve her hareketinin izlendiğini bilse de, özgürlük onun için her şeyden önemlidir. Halkının en kutsal kuralını çiğneyince hayatı tehlikeye girer ama Will isimli yakışıklı bir yabancı sayesinde kurtulur. Fakat bu yabancı onun türünden olanları avlamaktadır.
Ailesiyle insanların arasına kaçan Jacinda çevresine uyum sağlamaya çalışır. Tek tutunabileceği dal, içindeki drakiyi canlandıran Will'dir. Karşı konulamaz bir şekilde ona kapılsa da Jacinda, onun avcı olduğunu bilmektedir. Ondan uzak durması gerekmektedir ama içindeki draki yavaş yavaş öldüğü için en tehlikeli düşmanıyla yakınlaşmayı bile göze almıştır.
DEĞERLENDİRMEM:
Bu kitap aslında hızlıca okuduğum bir kitap oldu, yani, okurken beni boğmadı. "Draki" öğesi başta ilgimi çekse de fantastik öğelerin aşk meşk döngüsünde belirsizleşmesi beni kitaptan uzaklaştırdı. Fantastik kurgu sevdiğim bir tür ama romantizm kurguda baskınlaştığında ben konsantrasyonumu kaybediyorum. Örneğin, vampirleri severim ama Alacakaranlık'taki gibi sulandırılmış vampirleri sevmem. Buna benzer bir sebeple bu kitap benim sevdiğim tür fantastik kurgular arasına giremedi.
Kitabı kızkardeşimin evlilik heyecanını yaşadığım bir dönemde okumuş olmam da dikkatimi dağıtmış olabilir ama yine de kitapta drakilerden daha çok bahsedilseydi dikkatimin dağılmayacağından eminim Kitabın fantastik kurgu olarak sınıflandırılmasının başlıca öğesi olan drakilerin (Jacinda dışındakilerin) belirgin eksikliği kitabın fantastik kurgu türüne katkısının düşük olduğunu değerlendirmeme ve notlandırma metodolojimde yer alan edebi katkı, kurgu ve karakterler alt başlıklarına düşük not vermeme neden oldu. Belki serinin diğer kitaplarında bu eksiklik giderilir. Kim bilir?Aşkla harmanlanmış bir fantastik kurgu okuyasınız varsa bu kitap sizin için.
Bana bu keyfi yaşatan Kitap Oburu grubuma ve bu blog turumuzun sponsorları Pegasus Yayınları ve Skala Yayıncılık'a buradan tekrar teşekkürler. Skala Yayıncılık'tan hediye çekilişi kazanmak isteyenler buraya tıklasın lütfen.
EJDER ATEŞİ'NİN YAZARI SOPHIE JORDAN İLE SÖYLEŞİ
Kitap Oburları: Sevgili Sophie, öncelikle bizimle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkürler.
Sophie Jordan: Değişik ülkelerdeki okuyucularımdan gelen taleplerde ayrı bir heyecan yaşıyorum. Rica ederim.
Kitap Oburları: Sizi bu türde yazmaya ne teşvik etti?
Sophie Jordan: İlk yazmaya başladığım tür aslında tarihi ve paranormal romanlardı. Gerçi halen de bu türde yazıyorum ama fantastik kurgu/genç yetişkin türünde beni yazmaya heveslendiren en önemli iki seri Açlık Oyunları (Suzanne Collins) ve Uyanış (Lisa McMann) oldu. Bu serileri okuduktan sonra artık bu türün de parçası olmak istediğimden emin oldum ve bir süre ne yazmam gerektiğini düşündüm. Sonuçta ortaya Ejder Ateşi çıktı.
Kitap Oburları: Kitap yazarken karşılaştığınız güçlükler nelerdir?
Sophie Jordan: Yazdığınız tür ne olursa olsun, kitap yazarken en önemli konu kendinizi disipline edebilmenizdir. TV izlemek, arkadaşlarla dışarı çıkmak, aileyle vakit geçirmek, alışverişe çıkmak her zaman aklınızın bir köşesinden geçer. Önemli olan bunlarla başa çıkabilmenizdir.
Sophie Jordan: Ejder Ateşi'nde özellikle drakiler için kullandığım isimlerin eski ve egzotik olması gerekiyordu. Bu yüzden epey araştırma yaptım. Bazı isimlerde bebek isim kitaplarından da faydalandım.
Kitap Oburları: Ejder Ateşi'ni yazmaya başladığınızda nasıl bitireceğinizi biliyor muydunuz, yoksa, olaylar yazdıkça mı gelişti?
Sophie Jordan: Aslında ikisi de. Seriye başlarken genel çerçeveyi çizmiştim. Yine de zaman zaman olayların genel çerçevenin dışına çıktı. Serinin genel temasına aykırı olmadığı sürece de buna göz yumdum.Kitap Oburları: Bir draki olsanız, hangi tür draki olurdunuz?
Sophie Jordan: Kesinlikle su drakisi.
Kitap Oburları: En çok günün hangi vaktinde yazmayı seviyorsunuz?
Sophie Jordan: Sabahları yazdığım kısımları hep daha çok beğeniyorum. Bu nedenle mümkün olduğunca sabahları yazmayı tercih ediyorum.
Kitap Oburları: Will mi Cassian mı?
Sophie Jordan: Seçmesi çok zor.
Kitap Oburları: Ejder Ateşi'nde bir şeyleri değiştirme şansınız olsa neyi değiştirirdiniz?
Sophie Jordan: Okuyucularım sürekli drakileri soruyor. Belki de drakilerin dünyasından daha çok bahsederdim. Gerçi bu da planladığım kurguyu bozabilirdi. Değiştirme şansım olsa hiçbir şeyi değiştirmemeyi tercih ederdim.
Kitap Oburları: Son olarak, Türk okurlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Sophie Jordan: Ejder Ateşi'nin farklı kültürlerde yetişmiş okuyucular tarafından okunup yorumlanması beni çok heyecanlandırıyor. ABD'de genç yetişkin / fantastik kurgu türü için artan ilginin Türkiye'de de aynı paralelde gitmesi beni hem şaşırttı hem de etkiledi. Tüm okuyucularıma şimdiden teşekkür ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.
2-6 Nisan Tur Programı
2 Nisan thcodex.blogspot.com | Kitap Yorumu - Çekiliş
3 Nisan mirielenda.blogspot.com | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı
4 Nisan pinucciasbooks.blogspot.com | Kitap Yorumu - Sophie Jordan Söyleşisi
5 Nisan raflarinarasindan.blogspot.com | Kitap Yorumu - Tanıtım Videoları
6 Nisan sssuigenerisss.blogspot.com | Kitap Yorumu - Bunları Biliyor musunuz?
Etiketler:
2013 Kitapları
,
Amerika
,
Blog Turları
,
Eh İşte Kitaplar
,
Fantastik Kurgu
,
Kitap Oburları
,
Pegasus Yayınları
,
Yazar Söyleşileri







