Jan 2, 2015

Mostari - Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü | Gündüz Vassaf

Kitabın Adı: Mostari - Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü
Yazar: Gündüz Vassaf (Türkiye)
Sayfa Sayısı: 368
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (2013)
Değerlendirmem: %96 - Harikulade
Ben bu kitabı okurken...: ... ağzım bir karış açık kaldı. Güzel bir kitap okuyacağımı biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum.

NEDEN BU KİTAP?
Goodreads'de uzun zamandır pasif üyesi olduğum, 2015'te okumalarına daha sık katılmayı hedeflediğim Turkish Reading Challenges adında bir grup var. (Goodreads'i İngilizce olduğu için kullanmayanlar için önceden belirteyim. Bu gruptaki tüm yazışmalar Türkçe. Ancak goodreads'in genel kullanımı için ihtiyaç duyacağınız tüm komutlar yine İngilizce.) Bu grupta her ay Türk edebiyatından kitaplar oylanıyor ve en çok oy alan kitaplar okunup tartışılıyor. Grubun amacı hem Türk Edebiyatı'ndan mümkün olduğunca fazla kitap okumak, hem de Goodreads veritabanına kayıtlı Türk Edebiyatı'na ait kitap sayısını arttırmak. Bu kitap da benim bu grubu keşfettiğim zaman (sanırım 2013 yılının ortalarıydı) grubun bir sonraki ay okumaya niyetlendiği kitaptı. Hatta diğer kitap da Murat Menteş'ten Ruhi Mücerret'ti. Ben bu 2 kitabı da o zaman hemen almıştım ama şu an hatırlayamadığım sebeplerden okumalara katılamamıştım. Mostari'yi Kasım 2014'te Güz Okuma Şenliği'nin deneme kategorisi için okudum sonunda ama Ruhi Mücerret halen beklemede.

Turkish Reading Challenges grubunda 2015 için kendinize Türk edebiyatına ilişkin okuma hedefi koyabiliyorsunuz. Benim 2014'te okuduğum 92 kitabın 29'u Türk edebiyatındanmış. 2015 hedefim ise toplamda 100 kitap okumak. Bunun da 35'inin Türk edebiyatından olmasını hedefliyorum.

2015 yılında Turkish Reading Challenges grubu hem Türk hem dünya edebiyatından eserler okumaya karar verdi bu arada. İlgilenenler için Ocak ayı için seçilen kitaplar Orhan Pamuk'tan Kafamda Bir Tuhaflık ve Harper Lee'den Bülbülü Öldürmek. Şubat ayı için şu an öneri toplama süreci devam ediyor. Önerilerinizi Türk Edebiyatı için buradan, dünya edebiyatı için de buradan yazabilirsiniz. 8 Ocak'a kadar adaylar belirlenip, sonra da Şubat ayı için oylama yapılacak.

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Yazar ve psikolog Gündüz Vassaf’ın Mostari - Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü kitabının macerası, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nde çalışırken Bosna’da yaşayan kuzeninin Gündüz Vassaf'a Mostar’daki evinde kalabileceğini söylemesiyle başlar. Mostar’a varışının ertesi günü, dünyanın dört tarafından gelen herkes gibi Vassaf da evrensel ününe savaş acıları eklenmiş Mostar Köprüsü’nün yolunu tutar, yanında taşıdığı küçük defterini çıkarıp bir kaç gözlemini yazar. Hava kararmaya başladığında, elinde kalemi, Köprü duvarının üstünde defteri, kendini de dönüştürecek bir alemin beklenmedik yolculuğuna çıkar. Anı olarak yazmaya başladığı notları bir köprü bekçisinin nöbet defterine dönüşür.

DEĞERLENDİRMEM:
Blogumda şenlik ve blog turu yayınlarına ağırlık verip kendi kitap yorumlarımı yavaşlattığım bir dönemden çıkmaya çalışırken yeni seneye 2014'te en sevdiğim ve beni en çok etkileyen kitap hangisiyse onun yorumuyla başlayayım dedim. 2014'te okuduklarım arasında ise "Mostari - Bir Köprü Bekçisin Günlüğü" listemde tüm asaletiyle en tepede yer alıyordu.

Türü kapağında deneme olarak geçtiği için ve eşimin bir arkadaşının "Gündüz Vassaf anlaşılması güç bir yazardır" demiş olması nedeniyle neredeyse 1,5 sene kütüphanemde okunmayı bekledi sessizce bu dev eser. Okumaya başladıktan sonra ise hiç bitmesin istedim.

Köprünün bir o başında bir bu başında beklerken serbest çağrışımla Gündüz Vassaf'ın hatırladıkları, betimlemeleri, gözlemleri, notları o kadar güzeldi ki... Kısa kısa cümlelerle okuyucuyu uzun uzun düşündüren, yalın cümlelere yoğun anlamlar yükleyen o kadar güzel bir anlatım tarzı var ki bu kitabın mutlaka okumanızı öneriyorum. Kütüphanemde kendisine şık bir yer edinen, defalarca okuyacağım şahane bir kitap Mostari. Şiirsel bir anlatımı olan, okuyucuya kendisini o köprünün başında hissettiren dev bir eser özetle. Bu kadar övgünün üzerine beni en çok etkileyen pek çok kısımdan birine ait kısa bir alıntıyla sizleri başbaşa bırakıyorum.

“Hakem düdüğüyle biten futbol maçı gibi, sabah saat tam 11’de bitmiş 1. Dünya Savaşı.
Bir İngiliz askerinin günlüğünden:
“Onuncu saatin son saniyesinde ateş kesildi. Bir Alman askeri savaşın son dakikasına kadar İngiliz cephesini makinelisiyle taradı. Saatin dolmasıyla siperinden dışarı tırmandı. Miğferini çıkardı. Yıllardır savaştığı düşmanları önünde nazikçe selam verdi. Arkasını dönüp gitti.”” (Sayfa 321)
“Savaşı mümkün kılan, savaşın kaçınılmaz olduğuna inandırılmamız. (Sayfa 320)

May 22, 2014

Beş Sevim Apartmanı | Mine Söğüt

Kitabın Adı: Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
Yazar: Mine Söğüt
Sayfa Sayısı: 127
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Değerlendirmem: %91 - Harikulade
Ben bu kitabı okurken...: ... inanılmaz eğlendim.

NEDEN BU KİTAP?
2014 yılı başında şimdiye kadar hiç kitabını okumadığım sekiz yazar belirledim: Gündüz Vassaf, Mine Söğüt, Diana Gabaldon, Selim İleri, Stephen King, Tezer Özlü, Füruzan ve Mehmet Eroğlu. Yazar Ayları'nda Mine Söğüt kitapları okunması seçilince de bu kitapla baş başa buldum kendimi. (Bu arada diğer yedi yazardan henüz kitap okumadım. Yılın kalan yedi ayında her ay birini keşfetsem iyi olacak sanırım).

KONUSU (ARKA KAPAKTAN):
Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler aleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi aleminden gelenler, orada beş garip hikaye yazdılar... yazdılar... yazdılar.

Pardon, altı hikaye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.

DEĞERLENDİRMEM:
Ben bu kitabı gördüğüm an seveceğimi biliyordum. Okurken korkabileceğimi söyleyen arkadaşlarım olmuştu ve açıkçası ben de korkabileceğimi düşünmüştüm. En basit efektlerde bile yüreği hoplayan ben bu kitapta korkmak ne kelime inanılmaz eğlendim. Keşke Beş Sevim Apartmanı değil de Yüz Sevim Apartmanı olsa, kitap hiç bitmese istedim. Apartmandaki her bir karakteri ve tabii ki Doktor Samimi'yi ayrı ayrı sevdim. Hani "En çok kimi sevdin?" diye sorsanız, seçemem yani. Hepsi güzel. Kurgu ise şahane. Üç beş sene sonra tekrar okumak isteyeceğim kitaplardan.

Elimde şu an yazarın Deli Kadın Hikayeleri isimli kitabı da var. Onu da çok seveceğimi düşünüyorum ama hemen okumayacağım. Deli Kadın Hikayeleri'ni de aynı hissiyatla okursam Mine Söğüt'ün tüm külliyatını toplarım sanırım. Tipini, tarzını, kalemini sevdiğim Mine Söğüt, sen hep böyle yaz, biz hep böyle okuyalım, eğlenelim.

Nov 30, 2013

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana | Yaşar Kemal

Kitabın Adı: Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana (Bir Ada Hikayesi, #1)
Yazar: Yaşar Kemal (Türkiye)
Sayfa Sayısı: 318
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (2004)
Türü: Fantastik kurgu
Değerlendirmem: %86 - Mükemmel
Ben bu kitabı okurken...: ... bu kitabı ilk okuduğumda nerelerde neler yapıyor olduğumu hatırlamaya çalıştım. (Kitabı 9 sene önce de okumuştum da.)

NEDEN BU KİTAP?
Yazar Ayları | Kasım 2013

ARKA KAPAK YAZISI:
Lozan’da alınan mübadele kararıyla, Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş ve savaşlarda yerini yurdunu yitirmiş insanların Ege’deki bu adaya yerleştirilmelerine karar verilmiştir. Adanın kaderi Poyraz Musa’nın gelişiyle değişir. Adaya sığınan çeşitli kökenlerden insanlar, Poyraz Musa’nın desteğiyle yaşadıkları bütün acılara karşın umudu ayakta tutarak yeni bir yaşamın filizlerini yeşertirler.

DEĞERLENDİRMEM:
Anneannem Lozan'da alınan mübadele kararı sonrasında Türkiye'ye gelmemeyi başarıp, II. Dünya Savaşı'ndan sonra dayanılmaz yaşam koşulları (sosyal ve siyasi baskı) nedeniyle İskeçe'den (Yunanistan) kaçak göçek Edirne'ye gelen bir ailenin en büyük kızıdır. Ailede böyle bir şahsiyet olunca da mübadeleyle ilgili romanlara olan ilgim yüksektir. Buradan hareketle neredeyse 10 sene önce almıştım Bir Ada Hikayesi dörtlemesinin ilk iki romanını. Her ikisini de okumuş ve sonrasında dörtlemenin diğer iki kitabını da almama karşın bir türlü okuma fırsatım olmamıştı. Aradan geçen bunca zamandan sonra Yazar Ayları yazarımız Yaşar Kemal olunca dörtlemenin tamamını okumaya karar verdim ve böylelikle Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'yı ikinci defa okudum. Aradan geçen onca zamana karşın olayları büyük ölçüde hatırlasam ve kitap boyunca beni şaşırtan herhangi bir konu olmasa da aynı 9 sene önce olduğu gibi yine çok sevdim dörtlemenin bu ilk kitabını.

Savaşın insan psikolojisinde, insan karakterinde yarattığı değişimlerin tüm boyutlarını birbirinden güzel, eşsiz betimlemelerle okuyucularına aktaran Yaşar Kemal'in ne kadar büyük bir kalem olduğunun en iyi örneklerinden biri bu roman. Karakterleri o kadar güzel anlatıyor ki her biri gerçek hayatta tanıdığınız insanlarmış gibi gelmeye başlıyor bir süre sonra. Karınca Adası'nın iskelesini, yemeklerin yenilip içildiği, çeşit çeşit paylaşımın yapıldığı çınar ağacını o kadar ince ince anlatıyor ki yazar, iskeleden çınar ağacına giden yolu, çınar ağacının kendisini veya çınar ağacının önünden devam eden yolu hayal etmeniz inanılmaz basitleşiyor. Sanki yazarın hayalgücü sizin belleğinize olduğu gibi kopyalanıyor kelimeler aracılığıyla. Şu an serinin ikinci kitabını (yine ikinci defa) okuyorum, yarı yoldayım ve her şey aynı güzelliğini koruyor. Dördüncü kitabın sonunda da aynı yorumları yapabilmek dileğiyle...